Ortaklar Adabelen güneşindeyim - Yarımada Gazetesi

Ortaklar Adabelen güneşindeyim

Nabide Kılınç 29/03/2017 - 11:58:05

 

(Seni aradım Adabelen ışıklarında dersliklerinde.  Arkadaşlarında seni aradım, seni andım, seni yaşadım. Işığın, sevgin,  inci taneleri gibi düşen güneş ışıklarının içinden geçtim,  o gün. Seni andım, özledim....İçime dek yayılan o sevgin, seni daha çok özledim. Seni daha çok sevdim…(N.K)

Ortaklar Köy Enstitüsüydü buralar.  Biz kendi ellerimizle yaptık şu gördüğünüz yapıları diyorlardı. Gözleri buğulu, dolaşırken yollarının içlerinde o Adabelen’in anlam yüklü yolunda. Belki de içlerinde öyle sayılı varlıkları. Can suyu olmak ne de büyük arzuları. Vakit çok olsa oturup Adabelen yamaçlarında,  o ağaçların gölgelediği tepede serinleyip anılarını dinleyeceğim, bir yudum suyunu içeceğim..

En çok içlerinde Adabelen’in çocukları vardı, o gün. Hepsi de koşarak, geldiler. Heyecanları karışık.

Birbirlerini buldukları anda sarılıp o günlerini dile getiriyorlar.  Elbette nasıl heyecan yüklü olmasınlar? Halay çektiler birlikte, diz çöktüler oyunda. Dersliklerinde klasikleri okudular. Birlikte yemekhane sırasında beklediler.  O masum gözlerinden, o ellerinden kim bilir neler geçti o gün, o sene, o yıllar, o anılar?

Bıraksalardı şelaleler gibi akacak, yıldızlar gibi kayacaktım ben de. Aktılar, çıktılar yola. Diz vurdular.

Anıları geçiyordu o gün de. Hüzünleri pamuk topladıkları ellerinde titriyordu sanki. Ya da ovaları, bağları, bahçeleri, gülleri vardı okullarının.

İdare binasının çöken yanında kaldı, bir yanları. Diğer yanları sancı.  Ya da o dersliklerin,  yapıların ustaları,  elleri. O çocuklarında,  büyüklerinde kaldı gözleri o gün. Veya o görkemli yolunda Adabelen çocuklarının koştuğu.   Yüreklerine aşk gibi, türkü gibi dolanan Adabelen.  El ele onlar birlikte, ülküleriyle aşılmaz, bilekleriyle güçlü geçilmez.  Çocuklarında asılı kaldı,  anıları, kalpleri. 

Senede bir gün gittikleri gün canlandırılacak Adabelen’in o güneşli, direnişli günleri,  yıllar dolandı yüreklerine.

Hüzün tabii ki hüzün. Çökmüş çatıları direniyor, hayata. Adabelen çocuklarına, zamana direniyor. Tanıklık ediyor günlerine. Çatısında birçok baharı. Çatısında bahar açmışsa gördüğüm, çökse de çatı yine bahar…

İçimdeki çığlıkları duyuyorum. Sesim yankılanıyor kendime. Düşlüyorum o gecelerini,  yıldızlarını, seviyorum o çocuklarını, özlüyorum Adabelen’in doruklardaki anılarını.  

Hayran olduğum Ortaklar gün geçtikçe yapılar giderek bir yeri kayboluyor. Sanki çocuklarının, bir yanı kayboluyor.

Hayal çok sevdiğim şey değilken, Ortaklar Adabelen hayalimde canlandırdığım, gördüğüm o yer. O günlerini dillerini, dizlerini, ellerini, gelecek ülkülerini, içlerindeki bahar sevinçlerini,  okullarına bağlılıklarını gördüğüm o yer. O yılları anıların…

Çok duygulanıyorum,  sanki orada okudum, sanki onlardan biriyim, yine de onlardan biriyim, içliyim.  Sanki ay ışığında içlerindeki türküyü söylüyorum.

Soruyorlar siz bu okuldan ne zaman çıktınız? Ortaklar Adabelen’e âşık olmak, hayat bulmak için can suyu olmak için, diz vurmak için yalnızca Adabelenli olunmuyor.

Adabelenli  yüreğindeki türkülerle buluştuğun yerin adı..

Bir program vardı o gün.  Bahar sevinçlerinde çocukları. Sarılışları. Kuru fasulye,  pilav yedikleri gün..

Adabelen Derneği gerçekten bağlılık ve sorumlulukla çalışıyor.  Sıkı tutuyor türkülerini, ülkülerini. Birbirleri sıkı tutuyorlar.  Ortaklar okul buluşmasından sonra ver elini Kuşadası Pinebay.

Akşam yemeğinde ve programında buluştular.  Birlikte geleceğe ant içtiler. Kutlu olsun günleri. Geleceğe yol. Okullarına can suyu.