“Hak hukuk aramayan itaat” - Yarımada Gazetesi

“Hak hukuk aramayan itaat”

Erdil Ünsal 06/08/2018 - 08:54:47

Gelişmemekte israr eden İslam ülkeleri, biat ve itaat etmeyen tebaa bertaraf olurla hükümranlıklarını sürdürmektedir. Bu İslam ülkelerinin gelişememe durumlarından şikayet etmemeleri, eski köye yeni adet getirmemeleri durumlarından memnun olmalarındandır.

Şeria hükümlerini özgürleştirmeye çalışmak başlarına iş açacağını anarşi doğuracağını ve dini vecibelerin aşınmaya uğrayacağı ve gün gelir yıkılacağı korkusundan olduğu kesindir. İslam ülkesi şeyhleri özgürlüklerini batı ülkelerinde buldukları şatafatlı yaşam ile nasılsa yerine getiriyorlar. Tebaasına özgürlük tanıyarak başlarına iş mi açsalardı?

İslam ülkesi şeyh leri dışında, İslam ülkesi halklarının hak ve eşitlikten uzak yaşamalarını, özgürlük tanıma meraklısı olan batı ülkeleri ve/veya insan hakları bilimcilerinin rahatsız etti. Bu durumu değiştirme çabası içerisinde oldukları düzenledikleri sempozyumlarda dile getirdikleri hususlardan anlaşılıyordu.

İslam ülke halklarına adalet, demokrasi ve eşitlik getirme istemede israrcı olmaları tutmadı. Ama, AB ülkelerinde İslamofobi’nin yaygınlaşmasının tuttuğu, Paris ve Hollanda’da sokaklara taşan namaz kılma eyleminden anlaşıldı.

Halkı, laizm’e bilgiye ve kurumsallaşmaya değil, itaat ve biata tebaa olmaya, her mahallede sık aralıklarla İslami lisan olan Arap’ça ile tebaasına hitap eden müezzin seslenmeleri ve İslam’ın temel aldığı Cenaze kaldırma işleri Arapça dualarla yerine getirilmekle programlanmış ise, bu ülke İslami öğeleri baz almış bir ülkedir.

Ülkemiz, laiklik esaslarını içeren yasaların kimini Roma Hukukundan kimini İsviçre Medeni Kanunundan almış olması usulden öteye gitmemiştir.

Kadına ve çocuğa tecavüzde şiddete, Roma Hukuku değil güç hukuku esasları devreye sokularak “ama mağdurun rızası vardı”ya dönüştürülebilmiş ve tecavüzcüye az bir ceza veya serbest bırakılma müeyyidesi uygulanmıştır.

Ceza yasalarını Roma Hukukundan, aile evlilik gibi medeni yaşamla ilgili hususları İsviçre medeni kanunundan alınmış olması. İslami bir iktidar yönetiminde yandaş bir uygulamaya tabi olmayı önleyememiştir.

İsviçre’ den alınan Medeni Kanunda da resmi nikah esas alınmışken, İmam nikahını mahalle imamı kılabilir esası getirilmiştir. Hatta, resmi nikahtan önce imam nikahı kılmaya ceza konmuşsa da AYM si bu cezayı iptal etmiştir.

Ülkemizde dini siyasi söylemlere dayandırarak oy sağlama, toplumun 4/3 ünde etkili olmuştur. Genelde oy potansiyeli % 70 varan AKP,MHP ve İyi parti, seçmenden dinin teolojik yönü ile değil, dine siyasi kılıf geçirerek oy kazanabilmiştir.

Böyle bir ülkede, Mahalle baskısı,imam yönlendirmesi, Tarikat lideri ve Kanaat önderlerinin taraf tutan siyasi demeçleri gündemde iken ve  T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2017 yılı verilerine göre 90 bini bulan camilerinden “siyasi sela” okunmasının temini siyasette İslami partiye avantaj sağlamıştır.

Ayrıca, Laik bazlı parti olsun, İslami bazlı parti olsun, CB ye aday gösterdiği adayından daha az oy almış olması, seçmenindeki yapısal çarpıklığı daha da ortaya çıkarmıştır. Seçimlerde genelde partiye oy verilirken, bu kez partiye değil kişiye daha çok oy verilmiştir.

Geçmiş siyasi partilerin fıtratında bölünmeler olmuşsa da, İslami esasları baz almış 16 yıldır iktidarda olan şahıs bazlı partide üyelerden çatlak ses çıkmamış, bölünme değil, biat ve itaat önde gelmiştir. AKP-MHP, Saadet-CHP nin seçimlerde ittifak kurması halkın oy verdiği partinin dikkate alınmadan işbirliğine gidilmesi halkı senelerdir müşteri yerine konmasının tescili olmuştur.

Benim işsizlik sorunum varken, 4 milyon Suriyeli mültecinin ülkemizde ne işi var. Şeker fabrikaları, bankalar ve arazilerin yabancıya satılmasına ne gerek vardı denmemiş denememiştir.

Yolsuzluk, ötekileştirme, Fetö cüleri cezalandırma ve ailelerinin mağdur edilmesinde iktidar partisi üyeleri sessiz kalabilmiştir.

24 Haziran 2018, seçilerek gelmiş iktidar partisi üyelerinin, ileriyi önceden görme hassasiyetlerinde biaatkar ve itaatkar olmanın bilincinde olduklarını göstermiştir.

En yazık olanı 24 Haziran hayati konularda bile sessiz kalmada ne kadar birlik ve beraberlik içerisinde hareket edildiğinin ve ülkemizde iddia edildiği gibi bir demokrasi olmadığına artık inanını kanıtlayan bir seçim olmuştur .

Erdil Ünsal