Düziçi ve Karatepe: Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Buluştuk - Yarımada Gazetesi

Düziçi ve Karatepe: Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Buluştuk

Nabide Kılınç 01/12/2016 - 09:55:09

Yeni Kuşak Köy Enstitüleri. Yurtta barış dünyada barışı, eğitimi, sevgiyi amaçlıyordu. Uygar ölçülerde nasıl bir eğitimle gerçek bir kalkınma ve gelişmişliği elde ederiz, bunu gösteriyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını ve devrimlerini geleceğe taşıyordu.

Yeni Kuşak Köy Enstitüleri, yurdun çeşitli yerlerinde ateş böcekleri gibi hala ışıyor.  Bu kez 6. Akdeniz Buluşması nedeniyle Adana ve Düziçi Şubeleri’nin hazırladığı programla bir araya geldiler, buluştuk.

Gün boyu çok oturumlu paneller gerçekleşti.

Ülkenin dört bir köşesinden gelen Köy Enstitüleri Şubeleri ile katılım oldukça yüksekti. Sunumlar yapıldı. Her bir şehrin kapatılan köy okullarına değinildi.

Dendi ki, köyde bir imam kalıyorsa, niçin bir öğretmen kalmıyor? Köyde bir öğretmen ve okul da kalmalıdır.

Taşımalı sistem konuşuldu. Kapatılan köy okullarının veya mülklerinin durumu konuşuldu.

Toplantılarda bunların konuşulması elbette çok dikkati çekiciydi. Etkileyiciydi. Daha çok eğitimin yolu nereden geçmelidir, nereden başlamalıdır? Köy Enstitüleri kapatılarak amaçlanan o eğitimin getirdiği sıkıntıların,  yaşandığı sancılı süreçlerden, o dönemlerden geçen  “ülkenin ve milletin ”  yaşadığı somut gerçekler, dramlar. Bunlar daha çok konuşulmalıdır.

Terör konuşulmalıdır. Terörü etkileyen ve önleyen politikalar neler olmalıdır? Her gün şehit düşen o gencecik çocuklar, gençlerimiz konuşulmalıdır. Türkiye siyasetinin topluma mal olduğu sorunlar,  süreçler konuşulmalıdır. Köylerin yok edilişi konuşulmalıdır.  Tarımın, üretimin neden ülkemiz kaynaklarının bolluğunda var edilmediği, üretimin olmadığı konuşulmalıdır. Ekonomi, üretici konuşulmalıdır. Ülkemiz, bu topraklarda yaşayan tüm halkımızı,  hepimizi etkileyecek bir gelecek konuşulmalıdır.

Köy Enstitülerinin o günkü koşullarını, ruhunu, yaptıklarını, amaçladıklarını hep konuşmak yerine bu sevgiyi ve gelecek taşıyan umutları ve sonuçlarını konuşmalıdır.

Tabana yansıtmalıdır.  Bir anlamda Yeni Kuşak Köy Enstitüleri zirvesi. Köy Enstitüleri belgelerini ortaya koyan, yapıtlaştıran çeşitli konuşmacı ve araştırmacılar bulunmalı, davet edilmelidir. 

Duyguları salonlardan nasıl çıkaracağız? O duyguları nasıl bir ateş, meşaleye dönüştüreceğiz? Her adımda arayışlarımız olmalıdır.

Bunlar için bir tek yol gözüküyor örneğin CHP yurdun çeşitli yerlerinde yapılan bu tür paneller, söyleşileri, içerikleri CHP siyasal varlığına katabilmelidir. Akıtabilmelidir. Programını oluşturmalıdır. Köprüleri kurmalıdır.

O günkü Köy Enstitülerini elbette getirmek öylesi uzak duygular ki!!! Ancak geleceği nereden tutulacak,  bir yol açılacak? Bakılmalıdır.

Belki de zaman ve yaşanılan şeyler bir gün dönüştürecektir.

6. Akdeniz Adana Buluşması en çok Düziçi’nde hayat buldu. Düziçi’ni görmek. Yamaçtan aşağıya sarkın, koşun yürüyün. Dalgalanın Düziçi’nde Piyano’da, mandolinde hayat bulun,  canlanın.

Bir de yanı başınızda o heyecanı yaşayan, yorumlayan, hayata geçiren bir Valiniz eski Osmaniye Valisi İsa Küçük beyefendi var ise. Düziçi’ne yaşamsal duygular, hayat katmıştır...

Bir Düziçi eğitim müzesi kazandırmış. İçinde o dönemin tüm duyguları, ellerini, deneylerini, bilimsel çalışmalarını bulmak çok titretici. O günün koşullarını, o doğanın parçalarını hayata katmış öğrencilerini yaşayın.  Düziçi Köy Enstitüsü bilimsel bir anıt,  tarihe, o güne tanıklık eden.

Özgürlüktür damarınızda dolaşan, kalbinizde yükselen,  nefesinizdeki flüt. Özgürlük rüzgârının nasıl yüzünüzü yalayıp geçtiğini. Serinletip, nefes aldığınız Düziçi’ni yaşayın. Koşup dört köşesine, gözleriniz, yürek canlı. Elleriniz birleşircesine.

Yaşar Kemal’i anladık edebiyatta, Türkiye gerçeklerinde.  Hepinizin anılarında, belleklerinde romanları var. Romanları ile büyüdük. Yaşar Kemal Kültür Evi kazandırılmış. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü katmış bu güzelliği. Bahçesinde heykeli bulunmaktadır.

Edebiyat demişken,  Mevlüt Kaplan,  Cumhuriyet Gazetesi’nden Yakup Kepenek bizimle birlikteydi konuştuk, söyleştik. Selamlarımı gönderiyorum.

Adana içerisindeki görkemli “sinema müzesi “ oldukça loş ve geçmiş anılarla çok sarıyor. Sinema kültürünün tam da yansıtıldığı o duyguları alıp çıktığınızda, sinemadan çıkış heyecanınız görkemli, hissedilir.

Karatepe’den Çukurova’ya yayılan çığlıklar, sesler Halet!!!  Halet diyen yoldaşlar, pamuk toplayan köylüler, yün eğiren kadınlar. Karatepe’nin tam bir Halet ablası. Zorlu coğrafya koşulları, doğa koşulları. Kazıların bitmeyen çilekeşi, ortaya çıkan Karatepe aslantaş.   Tarihi arkeolojik değerler. Karatepe Aslantaş  o köyün okulu .O köye  Okuma yazmayı öğreten Halet Çambel bilimde o dev kadın. Karatepe’nin Halet ablası oldu.

Valim İsa Küçük’ün “Halet abla destanı”. Karatepe’yi görmek. Zirve yapan heyecanı yaşamak. Valim’in duygularını hissedebilmek.

Karatepe’de dokuya, doğaya uygun kalmak. Halet Çambel’in hayatını verdiği yer. Nail Çakırhan’ın çıplak beton uygulamasını, ellerini, kıvırcık saçlarıyla çalıştığı anı yaşayabilmek. Halet , Halet diye seslerini Çukurova’nın bereketli topraklarına, ovalarına dek yaymak, yaşamak Karatepe’yi!!!.Özgürleşmek Karatepe’de. Haykırmak asırlık doğasına. Çağırmak Halet Çambel’i, çağırmak!!!

Bahçesinde Halet abla heykeli, ışıtıyor orayı. Çalışma Odası’nda Osmaniye eski valisi Valim İsa Küçük’le anılaştırılan o fotoğraf ve duygular.  Halet Çambel’in eli, ayağı, gözleri, yüreği, aşkları, “aşkla doğa “ ve “yıllar kazı ve hayat”  “Karatepe “ demek.

Torosların ucunda zirvede tek başına bir kadın arkeolog. Valim İsa Küçük’e şöyle seslenecektir; Bir vali bana 55 yıl sonra plaket verdi”. Yalnızlığın, hüznün, sevincin, zorlukların, havasının yaşattığı Karatepe’de. Karatepe emeğin ince dokunuşları, okşayışı. Çığlıkları demek.

Torosların eteğinde özgürlük için çırpınan Halet abla.  Halet Çambel’in Karatepe’si.  Bir samanyolu geçidi. Karatepe’den Akyaka’ya dek uzanan. Uzattılar ellerini özgürlüğe, Karatepe’ye hayat verdiler.

Şanslıydım,  çok şanslı. Karatepe’ye hayran. Halet Çambel’e hayranken. İçimdeki kuşlar kalbime su taşıyordu, damlayarak.   O ırmak akıyordu.  Akıyordu Karatepe, su şırıltıları içerisinde. Ovalara akıyordu, özgürlük çığlıklarıyla.

O gün de açık hava müzesine kollarını sıvayan Halet Hanım,  Nail Çakırhan.  Eşek sırtında taşıdılar ırmaktan suyu.  Halet Çambel - Nail Çakırhan çıplak beton uygulamasını var ettiler. Açık Hava Müzesini yarattılar.

 Destanımsı anlatımda İsa Küçük’ün “Halet abla destanı” . Bir yıldız Karatepe’den Akyaka’ya. Şimdi koyun koyuna Akyaka’da yatmaktalar.

Adana buluşmasıydı Yeni Kuşak Adana ve Düziçi Köy Enstitüleri Şubeleri’nin yaşattığı heyecanlar. Bir Açık Hava Müzesi’nden çığlıklar. Halet ablaya selam, yüreklerde özgürlük  taşıyordu..

Karatepe'de Halet ablayı çağırarak ve özleyerek ayrılmak veda vakti gelmişti o muhteşem eserini geride bırakarak görkemli yerden yürümek. Bir balon uçurmak o Karatepe'den Çukurova'ya.

Düziçi ve Adana Şubelerine ve Bayram Ali Tapar’a teşekkürlerimizi, sevgilerimizi gönderiyoruz.

Sami Gökmen’in Köy Enstitüleri şiiriyle gürleşen, güçlenen anların, anıların biriktiği Adana Buluşması’ndaydık.