Törenlerde bütün dünyaya kara, deniz ve hava kuvvetlerinin nükleer kabiliyetlerini ve yeni stratejik silahlarını sergileyen Çin, donanmasını sürekli olarak yeniliyor ve geliştiriyor. Çin, sınırlarının ötesine taşan gücünü çeşitli tatbikat ve manevralarla göstermektedir
**Havadan fırlatılan yeni balistik füzeler,
**Denizaltından fırlatılan JuLang-3 füzeleri, gemiden fırlatılan insansız helikopterler,
**Karada konuşlandırılan sistem DF-61 ve modernize edilmiş DF-31B,
**İnsansız hava araçlarına karşı savunma amacıyla geliştirilen lazer silahları,
**Yüksek güçlü mikrodalga silahlar,
**Hipersonik gemisavar silahları ve su altı dronları sayılabilir. Böylece denizaltıları ve hatta denizaltı kablolarını tespit etme imkânı yaratabilmektedir.
Çin’in yayılması
Çin, karadan dünyaya yayılmakta sıkıntı çekmesine rağmen bu emelini dünya denizlerinde faaliyet göstererek yapmaktadır. Çin Denizi’nde ve Pasifik Okyanusu’nda sürekli olarak icra ettiği tatbikatlar basında yer almaktadır.
İlk defa Haziran 2015’te Akdeniz’de Rusya ile birlikte ortak bir tatbikat yapan Çin, NATO’nun bağrına girebildiğini göstermiş, bu tatbikatta her iki ülkenin deniz gücü hakiki mermi ve füzeler kullanmıştır.
Deniz gücünü modern su üstü ve su altı vasıtalarıyla güçlendirmektedir. Her türlü sınaî casusluktan istifade ederek, kendi mühendislerini Batı ülkelerine göndererek gelişmesini sağlamak ve AR-GE çalışmalarına ağırlık vererek tersanelerini çoğaltmakta ve dünyada parmakla gösterilecek hale getirmektedir.
Çin’e ait tersaneler
Çin'in en büyük tersanelerinden birisi Sarı Deniz'deki Dalian’dadır. Tersane, dünyadaki siparişlerin %60’ına cevap verebilecek niteliktedir. Kapasitesi çok geniş olan bu tersane sayesinde Çin, dünya ülkelerinin toplamından daha gazla gemi inşa edebilmektedir. Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde denizcilik uzmanı Nick Childs, Çin'in gemi inşa kapasitesi ABD'nin toplam kapasitesinin yaklaşık 200 katı olduğunu belirtmiştir.
Çin'in en büyük dört tersanesi Dalian, Guangzhou, Jiangnan ve Hudong-Zhonghua 2019-2023 yılları arasında toplam 550 bin tonluk taşıma kapasitesine 39 savaş gemisi üretecek şekilde planlanmıştı. Gerçekleşmiş olabilir veya olamaz. Bir gerçek var ki, diğer ülkeler ve rakipler arasında hoşnutsuzluk yaratmıştır. Esasen denizaltı sayısında ve üretiminde ABD’nin gerisindedir. Böyle olmakla birlikte her denizaltıda 12 adet nükleer füze bulunduğu belirtilmektedir. Uçak gemisi sayısı da ABD ile boy ölçüşecek sayıda ve nitelikte değildir. Ancak Rusya ile askerî alandaki iş birliği ABD’yi de tedirgin etmektedir.
Deniz gücünün hedefleri
** ABD ile boy ölçüşmeye girmeden gözdağı vermek veya tedirgin etmek,
**Japonya ve Avustralya kıyılarına kadar harp gemilerini göndererek bayrak göstermek,
** Donanması sayesinde dünya denizlerine yayılmak,
** Başka bir ülke olarak görmediği Tayvan’ı kesinlikle Çin hâkimiyeti altına almak (Çin bu hedefi biraz riskli görmektedir. ABD’nin müdahil olma ihtimalinin göz ardı etmemekte, savaşın geniş bir alana yayılacağını hesaba katmaktadır. Bekle-gör politikasını tercih etmektedir.)
Bir büyük sorun da Spratly Adalarıdır. Bu adalar, Güney Çin Denizi’nde100’den fazla küçük ada, resif, ve kayalardan oluşan bir gruptur. Çin’in olduğu gibi Vietnam, Filipinler, Malezya ve Brunei gibi ülkelerin de toprak anlaşmazlıklarına konu olmaktadır.
Güney Çin Denizi
Uluslararası hukuka göre, devlet topraklarını elde etme yöntemleri keşif, işgal, zamanaşımı ve fetihtir. Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki adalar üzerindeki egemenlik iddiası keşif ve işgale dayanmaktadır. Çin, Nansha (Spratly) ve Xisha (Paracels) Adalarını 2.100 yıl önce Han Hanedanlığı döneminde keşfetmiştir.
O zamanki uluslararası hukuk ve geleneklere göre, "toprağı keşfeden, egemenliğini elinde tutar" prensibi vardır. Çin, Nansha ve Xisha Adaları'nı keşfettiğinden beri, Çin bu adalar üzerindeki egemenliği elinde tutuyor. On sekizinci yüzyıldan önce, keşif ve sembolik işgal, egemenlik iddiası için yeterliydi ve Çin'in Nansha ve Xisha Adaları üzerindeki egemenlik iddiası geçerli ve tanınmak için yeterli oluyordu.
Görüşler
Rusya, önce batı Bloku’na katılmak isteyen Gürcistan’ı susturmuş, arkadan Kırım’ı ilhak etmiştir. Ukrayna’nın NATO’ya katılma isteği karşısında Ukrayna’ya savaş açmış ve bir kısım toprağı ele geçirmiştir ve savaş halen devam etmektedir.
ABD Başkanı Trump, göreve başladığında Danimarka’nın kontrolündeki Grönland Adası’nı, Panama Kanalı’nı, Kanada’yı ABD’nin birer eyaleti gibi görmek istediğini belirtmiştir.
Bu isteklere AB, fazla yüksek ses çıkarmadan karşı görüş belirtmiş, Rusya ise beklemeyi tercih etmiştir.
Bu gelişmeler karşısında Çin, Tayvan’ın yeniden işgalini düşünmeye başlamıştır. Herkesin bir şeylerle meşgul olduğu ve kimsenin itiraz etme çıkışının olmayacağı bir ortamı beklemektedir. Dolayısıyla üç büyük ülke birbirinin kuyruğuna basmamaya özen göstermekte ve fırsat kollamaktadır.