CENGİZ BAYSU
Tarih: 05.01.2026 08:22
AB, NATO, ABD ve Rusya
Trump’ın ikinci kez iktidara gelmesine kadar NATO’nun ve AB’nin Rusya’ya karşı bir üstünlüğü vardı. Trump iktidara gelince AB ülkelerini rahatsız edici sözler söylemeye başlamış, Danimarka, Kanada ve Panama’yı tehdit etmişti. NATO için ayrılan destek paylarının yükseltilmesi isteği ise İngiltere, Almanya ve Fransa’da rahatsızlık yaratmıştı.
En son Politico'ya röportaj veren Trump, Avrupa ülkelerini Ukrayna-Rusya savaşını sona erdirmeyi başaramamakla ve Kiev'in "kanlarının son damlasına kadar savaşmasına izin vermekle suçlamış, Avrupa'nın göçmenleri kabul ederek yanlış bir politika izlediği sorusuna, "Zayıf olduklarını düşünüyorum, bence siyasal olarak doğru bir yerde olmayı çok önemsiyorlar. Bence ne yapacaklarını bilmiyorlar. Avrupa ne yapması gerektiğini bilmiyor" yanıtını vermiştir.
Liderlerin konuya bakışları
The Telegraph'ın haberine göre, Avrupalı liderler arasında barış görüşmeleri konusunda gerilimler yaşanıyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin, Ukrayna'ya taviz vermesi için baskı yaptığı bildirilmiştir. İtalyan basını, Meloni ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski arasında fikir ayrılıkları olduğunu yazmıştır.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Rusya'nın Avrupa'yı bir sonraki hedef olarak belirlediği uyarısında bulunmuştur. Rutte, 2. Dünya Savaşı'na atıfla, ittifak üyelerinin geçmiş dönemdeki boyutlarda bir çatışmaya hazırlanması gerektiğini kaydederek Avrupa'nın ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu vurgulamıştır. Rutte, bu durum karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in NATO'ya zarar vermek istediğini öne sürmüş ve Putin'in Avrupa'yı "bir sonraki hedefi" olarak seçtiğini iddia etmiştir.
Yeni bir savaşı öngördüğünü belirten Rutte, "Çatışma kapımızda. Rusya savaşı Avrupa'ya geri getirdi ve büyükbaba ve büyükannelerimizin yaşadığı kadar büyük bir savaşa hazırlıklı olmalıyız. Tehdit konusunda son derece net olmalıyız. Rusya'nın bir sonraki hedefi biziz ve tehlike altındayız." demiştir.
Alman Der Spiegel dergisinin kapağında, “İki kötü adam, tek hedef” başlıklı yazıda uzmanlara göre Trump ve Putin'in hedefinde Avrupa'nın olduğundan söz ediliyor. Yakın zamanda Putin, "Avrupa isterse savaşa hazırız" mesajları verirken, Trump da NATO'yu ve Avrupa'yı hedef alan demeçler vermişti.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'ya yönelik eleştirileri üzerine "Müttefikler, müttefik gibi davranmalı" diyerek Trump'a tepki göstermiştir.
ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi
Washington'un geçen hafta açıkladığı 33 sayfalık belgede, Avrupa'nın "medeniyet erozyonu" içinde olduğu, göç nedeniyle kültürünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu iddia edilmişti. ABD, Rusya’yı tehdit olarak ele almamıştır. Yabancı ülkelerin ABD'deki nüfuz girişimleriyle mücadele ve kitlesel göçün sonlandırılması başlıklarına da raporda yer verilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, Rusya'da memnuniyetle karşılanınca Kremlin, bunun Moskova'nın vizyonuyla "büyük ölçüde tutarlı" olduğunu açıklamıştır. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise Avrupa'nın kendi demokrasilerini koruyabilecek kapasitede olduğunu ve ABD'nin müdahalesini istemediğini, belgenin bazı kısımlarının Avrupa için "kabul edilemez" olduğunu belirtmiştir.
Belgenin yayımlanmasının ardından Politico'ya bir söyleşi veren Başkan Trump, "Çürümekte olan Avrupa ülkelerinin göçü kontrol etmekte ve Ukrayna'daki savaşı durdurmak için kararlı bir adım atmakta başarısız olduğunu" söylemiş ve Avrupa, Kiev'in yenilene kadar savaşmasını istiyor, demiştir. Savaşta Rusya'nın üstünlüğü bulunduğunu savunan Trump, Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy'nin Moskova'ya toprak vermeyi kabul etmesi gerektiğini belirtmiştir.
Görüşler
Bonn Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Yönetişim Merkezi Direktörü ve ABD'nin eski büyükelçilerinden James Bindenagel Euronews'e yaptığı açıklamada, "Trump'ın Avrupa'ya karşı düşmanlığı öyle ki, Avrupa'yı güçlendiren her şeyi ABD'yi zayıflatan bir şey olarak görüyor," demiş ve "Trump Avrupa'nın daha fazla bütünleşmesini desteklemektense bozguncu olmayı tercih eder," diye eklemiştir.
Gerçekten de Trump Avrupa Birliği'ni bir ortaktan çok ekonomik bir rakip olarak görüyor. Daha geniş dış politika yönelimi, AB genişlemesinin gerektirdiği türden çok uluslu taahhütler yerine ikili ilişkilere öncelik verirken milliyetçi hedefleri takip eden önce Amerika’nın altını çiziyor. Bu arada Trump'ın açıklamalarından Ukrayna'nın NATO'ya katılmasına karşı olduğu da anlaşılmaktadır.
Rus yetkililerin AB ülkelerine karşı yüksek perdeden konuşması şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —