“Trafikte km başına 30 ölüm” - Yarımada Gazetesi

“Trafikte km başına 30 ölüm”

Erdil Ünsal 09/09/2016 - 11:35:28

Bir ülkenin ne kadar yol uzunluğuna sahip olması gerektiği yüzölçümü, nüfus yoğunluğu, fiziki zorluk, nüfusun belirli bölgelerde yoğunlaşması, doğal şartlar gibi çok çeşitli kıstaslara bağlı. Ama bir ülkenin kurban kanı akıtma bayramı, kan davası, 5 adet darbe kanı, şehit kanı, kadına şiddet kanı, yan baktın, boşanma kanı, trafikte kan gibi kan çeşitliği gösteren bir ülke az bulunur. Belki de yoktur. Bu kan işini sevmemiz, kanlı canlı olmamızdan gelmiyor. Eğitimli ve bilgili olma yerine kanı işi sevmemizden kaynaklanıyor. 2016 yılı 9 günlük ramazan bayramında  130 ölü 471 yaralı verdik. Yaralılar arsında sonradan ölümler bu rakama dâhil değildir.

Yaralı olup sonradan kaybettiklerimizin istatistiki verileri öldükleri o yılın toplamına sonradan dâhil ediliyor. Hep Avrupa’dan örnek veririz. Türkiye’nin Fransa’dan karayolu uzunluğu kadar deniz yolunu 3,3 katına (1 milyon 275 bin 702 kilometreye), demiryolu uzunluğunu ise 5,4 katına (46 bin 600 kilometreye) çıkarması gerekiyor. Piri Reis’in, Barbaros’un torunlarının torunu olmamıza, Fatih’in gemileri karadan taşıyarak Haliç’e indirmesine karşın, deniz yollarını hiç kullanmıyoruz. Demir Yollarını kullanmamızı ise hiç aklımıza getirmiyoruz. Ülkemizde 2014 yılı kayıtlarına göre, toplam 16 089 528 taşıt/ 74 724 269 nüfusa bölündüğünde ülke ortalaması %22 çıkmaktadır. İstanbul’u bırakın, seçilmiş turizme açık 15 ilin nüfus yoğunluğuna göre hemen hemen 2 kişiden biri taşıt sahibi. Türkiye geneli % 22 ve bu da 5 kişiden birinin taşıt sahibi olduğunu gösteriyor. Milli geliri düşük, ama Avrupa kulüplerinden daha fazla yabancı futbolcuya para veren, oyuncu başına milli takıma 500 bin dolar ikramiye vaat eden, Avrupa’nın en ileri ülkesiyiz. (Avrupa Futbol Şampiyonu Portekiz’in oyuncuya vaat ettiği prim oyuncu başına 275 000 dolar)  Sanayi kesimi az olan 15 seçilmiş turizme açık yörelerde bir ailenin önde gelmesi gereken harcamaları dururken, 2 kişiden birinin taşıt sahibi olması tüketim dengesizliğine örnektir.  Ülkemiz karayolu ağı 2013 yılında köy yolları dâhil toplam 65000 km ye ulaştığı belirtilmektedir. Şu ana kadar toplam 5 bin 550 kilometre otoyol ağımız mevcuttur. Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümüne yani 2023 de de otoyol uzunluğumuzun 8000 km olacağı düşünülüyor. (Kyn:Karayolu Gn.Md.lüğü istatis.Trafik Sorununa Bir Farklı Bakış. Zafer Durusoy) 2014 yılında toplam 1. 199.010 adet trafik kazası meydana gelmiş. Trafik kazalarında 168 612 kişi hayatını kaybetmiştir. (DİE 2014) ŞU AN TOPLAM OTOYOLUMUZ 5550 KM /ÖLÜM 168.612= KM BAŞINA 30 ÖLÜM DÜŞMEKTEDİR. 285.059 kişi de yaralanmış. Ülkemiz karayolu ağında meydana gelen ölümlü yaralanmalı kazanın %66,6’sı gündüz, %33’ ü gece ve %3,1’i alacakaranlıkta olmuş durumdadır. Neler eksik ve daha fazla neler yapılabilir? En önemli sorunun taşıma sektöründe olduğunu biliyoruz. Türkiye’de karayolları yolcu taşımada % 95 ve yük taşımada % 90 oranında kullanılıyor. Yüksek Gelirli Ülkelerde trafik kazaları 2023 yılına kadar %27 azalacak.  Düşük ve Orta Gelirli Ülkelerde %83 artacak (Türkiye bu gruptadır) Her yıl 30 bin kişi engelli duruma geliyor.1980 'li yıllardan başlayarak Türkiye'de yollara işaretlemeler yerleştirildi, TV'nin yaygın olarak izlenmesi toplumda bilinçlenme yarattı, araç emniyeti tedbirleri, ABS donanımı, emniyet kemeri ve hava yastığı kullanımı güvenliği arttırdı. Yollar genişletildi, çizgiler çekildi, tırmanma şeritleri yapıldı, trafikte eğitime önem verildi, sürücü belgesi alabilmek için eğitim şartı getirildi, önemli yerleşim merkezlerine otobanlar ya da uluslararası standartlarda tek yönlü yollar yapıldı, yollarda trafik kontrolleri arttı. Bu ve benzeri daha çok iyileştirici etken sayabiliriz. Aslında trafik kazalarının çok yoğun ölümlere neden olduğu ülkeler Avrupa'da da var; Almanya ve Fransa bunların başında geliyor. Trafik kazalarının çok düşük olduğu ülkeler de var; Norveç, Finlandiya gibi. Ancak bizdeki kaza oranı, bu kadar iyileştirmeye karşın hala nüfusu bize yakın gelişmiş Avrupa ülkelerine göre 2-3 kat daha fazla. İleriye yönelik bir sistem oluşturulamayan ülkemizde, çok uluslu firmaların dolduruşuna kapılarak, taşıt, benzin, asfalt yol satma kazancına kapılma, karayollarımızı hava deniz yollarından daha ön plana çıkarmıştır. Ülkemizin üç tarafı denizle çevrili olmasına karşın deniz yolu taşımacılığı desteklenmemiş ihmal edilmiştir. Adam sendecilik sadece trafikte değil maden, tersane ve asansör gibi iş kazalarında kendini göstermektedir. AVM ve gökdelen yapmak yollarımızın iyileştirilmesinden ve maden kazalarını önlemekten daha önde tercih edilir olmuştur. Ne yazık ki, trafik kazalarının en başında saygısızlık ve cehaletin en önemli faktör olduğunu bir türlü üzerimizden atamıyoruz. “Atın ölümü arpadan olsun, acı patlıcanı kırağı çalmaz. Adamın arabasını sağdan bir solladım apışıp kaldı” gibi yiğitliğe toz kondurmayan bir cehaletin trafik kazalarında etkin olma oranı gayet yüksektir. Her büyük kazanın ardından yeni bir tedbir almadan trafik konusunu biraz konuşur, sonra unuturuz. Yetkililer dikkatsiz sürücüleri suçlayan demeçler verirler. Entelektüeller bir türlü adam olamayacağımızı tekrar, tekrar belirtirler. Biraz ah deriz biraz vah deriz.  Sonra, çoğumuz hayatımıza kaldığımız  yerden devam ederiz.

Şeker ve Kurban bayramları trafikte kurban sayısını arttırmaktadır. Yol ve köprün ne kadar lüks ve güzel olsun eğitim olmadan ve karşı sürücüye saygı göstermeden kaza sayısını azaltmak mümkün değildir. Kurban bayramı öncesi bir hatırlatayım dedim.