SİYASİ MOBİNG.. - Yarımada Gazetesi

SİYASİ MOBİNG..

Kemal Özcan 14/06/2017 - 10:32:50

Hüseyin Anıl Bodrum’da bir yerel gazetenin  sahibi..

Aynı zamanda gazeteci ve yazar..

Yıllarca sistemin faşizan saldırılarına maruz kalmış devrimci bir eğitimci.

447 günlük Yatağan direnişinde tanıdık kendisini.

İyi ki de tanımışız.

Direnişimizin demirbaşlarındandı..

Bir gün gelmese merak ederdik onu.

Birlikte defalarca gaz yedik, cop yedik.

Çök, çök dediğimizde çöktü, bizimle birlikte yemin etti, andımızı söyledi.

Direniş çadırında Yatağan işçilerinin her biriyle yumruğu havada çekilmiş resimleri var.

Ankara’da kurtuluş parkındaki direnişte de hep yanımızdaydı.

Bizim gibiydi, bizden biriydi o.

İşçi dostu olmakla övünen CHP il başkanı müteahhit Mürsel Alban’ı bir gün dahi göremedik, 447 günlük direnişimizde.

Gerçi daha il başkanı olarak atanmamıştı ama olsun,

İnsan bir çıkar gelir de neler oluyor bu Yatağan’da diye sormaz mı?

Bunun için ille de il başkanı mı olmak gerekiyordu?.

Hüseyin hocam ömrünü CHP’ye adamış biri.

Partinin çeşitli organlarında görev yapmış bir çınar.

Birkaç kez de Muğla milletvekili aday adayı oldu...

Bu ülkede hem gazeteci olmanın, hem de siyaset yapmanın zorluklarını biliyor, yaşıyor..

Nitekim Hüseyin hocam gazeteci kimliğiyle,

büyükşehir belediye başkanına bazı sorular sorunca kıyamet koptu.

FETÖ ile mücadele 2013 yılında başlamasına rağmen,

2015 yılında FETÖ’nün yayın organı olarak bilinen,

Zaman gazetesine tam sayfa verilen 19 Mayıs ilanını kim, neden ve kaç paraya verdiğini sormuştu.?

Hüseyin hocamın sayesinde bu bedelin 100 bin liranın üzerinde olduğunu öğrendik.

Kim verdinin, neden verdinin cevabı hala yok.

Verilecek cevapları olmayınca hocamın partili kimliğine saldırmaya başladılar.

Partiyi, partilileri eleştirirsen, cevabı zor sorular sorarsan gazeteci olsan da işin bitiktir..

Selam vermezler, selamını almazlar, toplum içinde elini dahi sıkmazlar.

Konuşturmazlar, tecrit ederler, itibarsızlaştırırlar, yanlış yaptırmaya çalışırlar adamı.

Bunun adı siyasi mobingtir.

Bu partide muhalif olacağına, git kendini foseptik çukuruna at daha iyi.

Partinin delegelerinin ve üyelerinin büyük çoğunluğunu böyle yaparak küstürmüş durumdalar.

Seçildikten sonra güç zehirlenmesi yaşadılar..

Hüseyin hocamın tabiriyle oligarklaştılar..

Hüseyin Anıl gazetecilik yaptığı için, ihraç talebiyle tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildi.

Milletvekillerinden ses yok.

Milletvekili aday adaylarından çıt yok.

Beklentisi olan partililerin umurlarında bile değil.

Belki de parti içinde rakip olarak gördükleri bir adamın bertaraf edilmesinin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorlardır.

Kim bilir?

Ama herkes biatın zirvesini yaşıyor onu görüyorum.

Çok yazık çok..!

Ondan sonra da Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te olduğu haberini yapan,

Sözcü gazetesi Muhabirleri Gökmen Ulu ve Mediha Olgun gözaltına alındığında,

onlar gazetecilik yapıyordu diyerek AKP’ye tepki göster.

Gazeteci Hüseyin Anıl soru sorduğunda CHP’den ihraç et..!

Bu tam bir iki yüzlülüktür.

Yerelde de, genelde de CHP’nin iler, tutar yanı yok.

İnsanların başka bir parti olmadığı için oy verdiği bir parti haline geldi maalesef.

Hüseyin Anıl hakaret mi etti, küfür mü etti, itibarlarını mı zedeledi, ne yaptı?

Sosyal medyada yazmışmış da, bilmem neymiş de..

Yazacak tabi, eline ne geçirdiyse onunla soracak, siz de cevap vereceksiniz!

Hüseyin hocayı bir yıldır gözaltında tutuyorlardı.

Bir yıl süre ile yeniden partiden ihraç edilmesine karar vermişler.

Asıl ihraç edilmesi gerekenler Fethullah’ın Zaman gazetesine tam sayfa ilanlar vererek,

FETÖ’ nün değirmenine su taşıyanlar olması gerekiyordu.

Akılları sıra ömrünün 40 yılını bu partiye adamış bir adamı,

koca yürekli bir Yatağan direnişçisini, devrimci bir eğitimciyi,

dahası araştıran, sorgulayan ve yazan bir gazeteciyi susturacaklarını sanıyorlar.

Hüseyin Anıl hocayı asla susturamayacaksınız.!

Çünkü Hüseyin Anıl yalnız değildir.!

Şair Şükrü Erbaş’ın bir şiiriyle bitirmek istiyorum yazımı.

 

Canı cehenneme rahat uyuyanın.
Kapısını örtenin, perdesini çekenin.
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın.
Duvarları ancak çarpınca görenin.
Canı cehenneme başkasının yangınıyla,
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.

***     ***    ***   ***   ***

Bir gün elbet bir gün elbet
Örter üstünü bu ağır yanlışın.
Sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen,
bir dal incelik,bir simli gülüş,
bir kardeş mavi.
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-10/06/2017