KÖY ENSTİTÜLÜ HALİL VURAL ÖĞRETMENIMİN ARDINDAN

Prof. Dr. Kemal Kocabaş 05/02/2021 - 08:26:21

2 Şubat 2021 Salı günü sosyal medya üzerinden  derneğimizin kuruluşunda, yirmi yıllık mücadele tarihinde  çok değerli katkıları ve emeği  olan büyüğümüz enstitülü Halil Vural Öğretmenimin  Covid-19 nedeniyle vefat haberi geldi. Vefat haberiyle sarsıldık,  tarihimizden bir yaprak düşmüştü adeta. Eşi, ülkemizin ilk kadın eğitmenlerinden Melahat Vural Teyze’yi   henüz bir ay önce  kaybetmiştik. Halil Vural, özel yaşamımızda ve  Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) ailesinde bizim “Halil Amca”mızdı… Halil Amca, bugün yani 3 Şubat 2021 günü aileden sadece beş-altı kişinin katılımıyla Narlıdere’de eşinin mezarına defn edildi. Salgın nedeniyle onu uğurlayamamanın acısını yaşadık gün boyunca… 
 
Köy Enstitülü Halil Vural Öğretmen,  YKKED imecesinin önemli ismi, bir eğitim kahramanı,  Köy Enstitülerinin kanatlandırdığı yoksul bir halk çocuğu. Çok küçük yaşlarda sırayla anne ve babasını kaybeder,  yoksul ve sıkıntılı bir çocukluk dönemi başlar.  İlkokul sonrası köyün ağasının yanında boğaz tokluğuna çalışırken Kızılçullu Köy Enstitüsü onun için umut olur, ışık olur. Köy Enstitülerinin en değerli kazanımlarından birisi  yoksul köy çocukları ve kız öğrenciler için pozitif ayrımcı eğitim kurumları olması gerçeğidir. 1940’lı yıllarda  dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan-Âli Yücel’in “…kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız” sözü enstitülerde karşılık buluyor, yankılanıyordu. Halil Vural için Kızılçullu Köy Enstitüsü de  bir umut ve  kurtuluş olmuştu, tüm enstitülü halk çocukları gibi. Halil Vural ilk üç  yıl Kızılçullu Köy Enstitüsünde “iş içinde eğitim” ilkeleriyle şekillenir ve daha sonra Kızılçullu Köy Enstitüsü öğrencilerinin emekleriyle kurulan Ortaklar Köy Enstitüsünün öğrencisi olur. 1948 yılında mezun olduktan sonra öğretmen ve ilköğretim müfettişi olarak Tonguç’un  “Köyün içten canlandırılması” imecesine katılır.  Köylerde öğretmenliğin yanı sıra modern tarım ve hayvancılığın, kooperatifçiliğin yerleşmesi çabalarına büyük emek verir. Eşi ile  Çine Halkevinde evlenir, DP dönemini mücadeleler, soruşturmalarla geçirir. Üç kızının da iyi eğitimi alması için çabalarlar, Çine’de dergi çıkarır, demokratik öğretmen hareketinde  önce Ege Bölgesi Köy Öğretmen Derneğinde, sonra TÖS ve TÖB-DER ‘de yer alır. Aydın’dan senatör adayı olur, şiirler yazar, duygularını düşüncelerini hep ifade etmeye çalışır. Emeklilik süreçleri sonunda da İzmir’e yerleşir.
 
Halil Vural Öğretmen’imle ilk karşılaşmam ve tanışmam  1990’lı yılların başında üyesi olduğumuz konut yapı kooperatifinde gerçekleşti. Genel kurullarda  divan başkanı olurdu, biraz sert bir görüntüsü vardı ama toplantıları başarıyla yönetirdi. Köy Enstitülü emekli ilköğretim müfettişi  olduğunu o yıllarda öğrenmiştim. Sıkıntılı geçen kooperatif sürecini  hep birlikte oluşturduğumuz dayanışma ile tamamlamıştık. Bu dayanışmada Halil Amca’yı daha yakından  tanıma olanağı bulmuştum. Daha sonra evlerimiz bitti, karşılıklı   iki apartmanda komşu olduk. Onların torunlarının adları da kızlarımınki gibi  Pınar ve Irmak idi. Kızlarım da Halil Amca ve Melahat Teyze’yi çok sevmişlerdi, okul dönüşlerinde onlara merhaba demeden geçmezlerdi. Anadol arabası vardı ve yaz aylarında Kuşadası’na yazlığa giderler, yaklaşık tüm yazı orada geçirirlerdi. 
 
17 Nisan 2000 tarihinde İzmir Hasan Sağlam Öğretmenevinde Eğit-Der’in düzenlediği  Köy Enstitülerinin 60. kuruluş dayanışma yemeği vardı. Sevgili babamın Kızılçullu Köy Enstitüsünden bir sınıf arkadaşına plaket vermek için beni sahneye davet etmişlerdi. Plaketi verdikten sonra 1978 yılında kaybettiğim babamın sınıf arkadaşına plaket vermekten duyduğum coşkuyu, sevinci  ifade eden duygusal kısa bir konuşma yapmıştım. Salonda benim gibi babasını, annesini kaybetmiş enstitülü ailelerin çocukları vardı. Salondaki masalarda yaptığımız  kısa konuşmalarla onların aziz hatıralarını yaşatmak için örgütlenme fikri çıkıverdi ortaya. Halil Amca da yanı başımızdaydı; “Ben İzmir’deki tüm Köy Enstitülü ailelere ve onların çocuklarına ulaşırım” dedi. Liste hazırlama görevi Halil Amca’daydı. Yemekte ortaya çıkan “Enstitü bayrağını-ışığını geleceğe taşımak” fikri için Halil Amca  imeceyi başlatmıştı. 
 
Kısa bir süre sonra Hasan Sağlam Öğretmenevinde müdür yardımcısı arkadaşımız Ruhi Sayman’ın da katkısıyla iki yüz katılımcı ile üç toplantı gerçekleşti.  Son toplantıda 12 kişilik kurucular kurulu oluştu. Bu kurul kuruluş bildirgesi ve tüzük hazırlayacaktı. Kurucular kurulunda  enstitülü ailelerden gelen Prof. Dr. Egemen İdiman, Prof. Dr. Oğuz Makal, Doç. Dr. Güzel Yücel, Prof. Dr. Kemal Kocabaş Mesut Güngör, Ruhi Sayman, Canan Alper, Raziye Şahin, Ayşe Benzer, Etkin Kanar, Alev Dağhan, Ülkü Yalçın, Nazan Yeşil ve Ülkü Alkan arkadaşlarımız yar aldı. Tüzük ve kuruluş bildirgesi hazırlığı yaklaşık altı ay sürdü. Tüm buluşmalar öğretmenevinde oluyordu. Önce çalışıyor sonra hep beraber yemekte beraber oluyorduk. Halil Amca da hep bizimleydi. Halil Amca, bu buluşmalarda zaman zaman şiir okurdu. Okuduğu şiirler büyük bir çoğunlukla enstitü ve Cumhuriyet temalı olurdu. Bir gün sevgili Güzel Yücel “Halil Amca sen hiç aşk şiiri yazmadın mı?” diye sormuştu ve hep beraber gülüşmüştük.  Daha sonra da bu espri “Halil Amca yağmur var mı?” şekline dönüştü. Çalışmalar yoğunlaştı ve  Aralık 2001’de tüzüğü teslim ettik. Dernek kurulmuştu ve Sevgili Tolga Çandar’ın da katıldığı bir yemekle İzmir kamuoyunun karşısına çıkmıştık. Arkadaşlar ilk toplantıda derneğin başkanlığı için beni önerdiler ve YKKED imecesi Halil Amca’nın büyük emeği ve desteği  ile enstitü ışığını günümüze taşımak adına  çalışmalarına başladı. 2001 yılından 2021 yılına kadar geçen süreçte Halil Amca hep derneğin kurucusu olarak aramızdaydı. Zaman zaman farklı düşündük, tartıştık ama hep beraber davranmayı bırakmadık. 2003 yılında Yeniden İmece dergisini yayınlamayı ve  dernekte şubeleşme sürecini başlattık. Halil Amca derginin yazarıydı artık.  Tüm İzmir’e dolaşıyor, dergiyi tanıtıyordu. Şubelerin kuruluş süreçlerinde de hep beraberdik. İzmir şubesinde ona gereksinmemiz oldu ve iki dönem başkanlık yaptı. Derneğe yer edinme  çalışmalarında bizlere olağanüstü katkılar sağladı. Nisan 2015’de hep beraber  “YKKED-Dr. Engin Tonguç İmece Evi”’nin açılışını gerçekleştirdik.  YKKED, şimdi yirmi  yaşında.  Bu yirmi yıl,  enstitülerin topluma anlatılmasına yönelik  sempozyumlar, çalıştaylar, paneller, Aydınlanma Buluşmaları, yeni kitaplar, 17 Nisan kutlamaları, Aydınlanma Onur Ödülleri,  basın bildirileriyle geçiverdi. Halil Amca yoğun olarak bu çalışmalarda hep  yer aldı. Enstitülü öğretmenlerden fotoğraflar toplayıp 21 Köy Enstitüsünü içeren bir fotoğraf sergisi de hazırladı.
 
Halil Amca ve ailesi  altı, yedi yıl önce  önemli bir acı, üzüntü yaşadı, küçük kızları Serap Hanım’ı kaybettiler. Kendi sağlık problemleri yoğunlaştı. Tüm bunlara rağmen hayata tutunmayı ve yaşam sevincini hiç bırakmadı. Disiplinli bir yaşam tarzıyla hiç sigara içmiyor ve  sabah sporlarını ihmal etmiyordu. Tansiyon hastası ama, her gittiğimiz yerde tuzsuz yemeğe çok dikkat ederek sağlığına özen gösteriyordu.  Şiir yazmayı da, tutumlu, özenli bir yaşam tarzını  da hiç bırakmıyordu. Halil Amca ile çalışmak hem zor, hem de kolay, onu anlamak önemliydi. Hep kendini ifade etmek ile ilgili beklentileri vardı.  Bazen zamanlama, planlama problemleri nedeniyle bu konularda ayrıştığımız anlar oluyordu. Ama biliyoruz ki ikimiz de derneği geliştirmek, yüceltmek, enstitü gerçeğini taşımak  derdindeydik.  Halil Amca tüm yaşamını enstitülere borçlu olduğunu hissediyordu ve bu nedenle  kendini enstitü davasına adamıştı adeta. Bu çok saygın bir davranıştı… Her gün derneğe uğrar ve yapılanları izler,  dernek çalışanı arkadaşlarımıza bizlere iletmeleri için  görüşlerini ifade ederdi.  Son yıllarda epeyce yoruldu, biyolojisi Halil Amca’yı  artık zorluyordu.
 
Halil Vural Öğretmenim, enstitü kazanımlarını yaşamına aktarmıştı. Dernek geceleri  Halil Amca’nın  Çökertme oynaması,   Yenice Yolları türküsü ve  Ziraat Marşı söylenmeden  bitmezdi. Müzik dağarcığı çok zengindi ve saz, mandolin de çalıyordu.  Enstitülerdeki sanat imecesi ve yazma becerisi kazandırma süreçleri  onu dönüştürmüştü. Çocukluğu acı, yoksulluk ve travmalarla geçen bir halk çocuğu enstitünün ona kazandırdığı becerilerle hayatı başarmıştı.  Bizleri bularak, yan yana getirerek  oluşan 23 şubeli YKKED imecesinde Halil Vural Öğretmen’imin büyük emeği tartışılamaz bir gerçekliktir. YKKED, Halil Amca’nın büyük emeğine duyduğu saygı adına yazdığı “Karanlıktan Aydınlığa Köy Enstitüsü Işığı” kitabını 2015 yılında  onurla yayımlayarak  onu selamladı. 
 
Halil Vural Öğretmenimi bugün sonsuzluğa uğurlarken dilimde onun çok sevdiği “Yenice Yolları” türküsünün “Yenice yolları bükülür gider/Zülüf ak gerdana dökülür gider/Yiğidin sevdiği güzel olunca/Ömrü ardı sıra sökülür gider” sözleri dilimdeydi. İlerici, Cumhuriyetçi yaşam çizgisiyle, duruşuyla, tarzıyla, çalışkanlığıyla   hep bir Köy Enstitülü olarak yaşamaya özen gösteren Halil Amca, YK KED ailesi tarafından hiç unutulmayacaktır. Anısına, emeğine  saygıyla selamlıyorum…