KORONAVİRÜS SALGINI VE BİZE YÜKLEDİĞİ GÖREVLER…

Nevzat Çağlar Tüfekçi 19/03/2020 - 07:47:08

Çin’de başlayan koronavirüs salgını kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. Ölümcül etkisini kısa sürede gösterdi ve 7 bin dolayında kişi yaşamını yitirdi. Bu sayının önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor. Ölümlerin en çok yaşandığı ülkeler ise Çin ve İtalya… Türkiye’de ise şu ana kadar 191 olay saptandı ve 2 ölüm olayı gerçekleşti(Yazının yazıldığı an’a kadar).

Coronavirüs’e karşı tüm dünya ayakta ve tedirgin. Aşısı bulunmaya çalışılıyor. Yetkililer alınması gereken önlemleri açıklıyor, vatandaşların uyması gereken hijyenlik/temizlik kurallarını sıralıyorlar… Bu ölümcül salgının faturası ağır olacak ama ölümleri en aza indirgeyebilmek için devlet yetkilileri ve vatandaşların; herkesin kendi açısından yapması gerekenleri yapması gerekiyor…

Bu tür salgın hastalıklara karşı her zaman hazırlıklı olunmalı. Dünyanın ekolojik sistemi, bu sistemin dengeleri; nükleer silahlar, çeşitli kimyasal atıklar, hava kirliliği, doğa tahribatı, orman yangınları gibi nedenlerle bozuldu. Doğal sistem kendi dengelerini sağlayamıyor. Emperyalist sistemin kendi rekabetinden dolayı bazı biyolojik silahları kullandığı iddiaları da bu sonucu doğuran etkenler arasında sayılabilir…

Bu tür durumlarda yapılması gereken, panik durumu yaratmadan uyulması istenilen davranış biçimlerine uygun davranılmalıdır. Bize bir şey olmaz, kader ve fıtrat gibi kavramların arkasına sığınılırsa; bunun zararı, önce bu düşüncede olan kişilerin kendilerine, sonra yakın çevresine sonra da geniş anlamıyla topluma olur. Bu tür durumlarda; kesin çözüm ilim ve bilimin rehberliğini kabul etmek ve ona uygun davranmaktır.

Umreden gelenlerin tam kontrolünün sağlanamaması, gece yarısı yurtlardaki öğrencilerin sokağa bırakılması, umreden gelenlerin karantina uygulamalarına karşı direnmeleri; böylesi bir kriz anında olmaması ve karşılaşılmaması gereken durumlardı. 2019 Aralık ayında Çin’de başlayan ve dünyaya yayılma belirtileri gösteren bu salgına karşı, ülke olarak daha çok hazırlıklı olunmalıydı… Dileğimiz, tüm dünyada, bu salgının daha fazla tahribat yaratmadan önünün alınması…

Burada kurumlara düşen çeşitli görevler bulunmaktadır. Öncelikle her kurum, bulunduğu yerde, özellikle mülki yönetim ve belediyeler, Acil Durum Eylem Planları hazırlamalı, buna uygun ekiplerini oluşturmalı, hazırlıklarını yapmalıdır…

Vatandaşlar salgına karşı temel korunma biçimi olan; 3 hafta evden çıkmama, kişisel temizlik kurallarını uygulama, tokalaşmama, 1-1,5 metrelik kişilerarası mesafeyi koruma gibi basit davranış biçimlerini hayata geçirmelidir. Bu konu, ihmale gelecek bir durum değildir.  Salgın etkisini yitirinceye kadar; toplumsal ilişkiler ve sosyal yaşam en az düzeye indirgenmelidir. Salgın hastalıklar; Bir, kirliliği sever; İkincisi de insandan insana sıçramayı…

Koronavirüs salgınından çıkaracağımız dersler bulunmaktadır. Her salgın hastalıktan ders çıkartırsak, bir sonrakine daha hazırlıklı ve örgütlü olur, yeni gelecek salgınlardan kendimizi daha iyi koruruz. Nedir bunlar: Hastaneler devletin elinde olmalı, eğitim ve sağlık özelleştirilmemeli; araştırma laboratuvarlarının sayısı arttırılmalı; bilimsel bilgiye önem veren okullar açılmalı ve var olanlar daha da geliştirilmeli; üniversitelerimizde pozitif bilim doğrultusunda araştırmalar yapacak bilim insanlarının yetişmesine önem verilmeli; Türkiye üniversitelerinin dünya sıralamasında sonlarda yer almaması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır…

Toplumların kurtarıcısı, ilim ve bilimin rehberliğidir. Bir salgın hastalığı önlemenin ve ondan korunmanın yolu da bilimsel düşünce ve onun yöntemleridir. Bir salgın hastalık olduğunda, canımızın derdine düştüğümüzde; hemen bilimin ürettiği ilaç, aşı gibi benzeri şeylere sığınıyor, onları cankurtaran simidi olarak görüyoruz. Bilim dışı düşünce ve yöntemlerin, bize hiçbir yararı yok!..