“Kongo’yu Belçika’ya kaptırmak” - Yarımada Gazetesi

“Kongo’yu Belçika’ya kaptırmak”

Erdil Ünsal 27/03/2017 - 13:39:50

 

Hicaz, Arap Yarımadası'nda günümüz Suudi Arabistan'ının batısında bir bölgedir. Kızıldeniz Nil nehri boyunca kuzeyde Ürdün güneyde Sudan’a kadar uzanır. Hicaz bölgesi, kutsal şehirler Mekke ve Medîne'yi kapsam içine aldığından İslam âleminde önemli bir yere sahiptir. (Wikipedia)  2. Abdülhamit zamanında Muhtar Paşa kontrolünde Mısır’da hükümran olduğumuz ve Mısır’a çok yakın Sünni Müslümanların yoğunlukta olduğu şimdiki DR Kongo ülkesi (Eski adı Zahire), 1900 yılların sonuna doğru Hristiyan ülke dayanışması sonucu İngiliz-Belçika antlaşması ile Belçika’nın kontrolüne terkedildi. Orta Afrika’da 1893-95 yılları arasında. Afrika ülkelerinin çoğu Müslüman yoğunluğu taşırken, Mısır’da hükümran olan Osmanlı paşasının çabaları Kongo’ya Hristiyan İngiliz ve Belçika anlaşmasının hakim olmasını önleyemedi ve Kongo Belçika kolonisine ait oldu. (Kyn.Dr.İdris Bostan).

Ruanda katliamı, 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu'nun, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmesi olayıdır. Bu katliamın baş teşvikçisi bir avuç nüfuslu Belçika olmuş ancak bu soykırım, Türkiye’ye yakıştırılan Ermeni tehcir olayı kadar dünya kamuoyunda ses getirmemiştir. Çünkü Belçika AB üyesidir. Burada çifte standart söz konusudur. AB üyesi ülkelerini sembole eden 12 yıldızlı European Unity amblemi üye ülke sayısı sonradan 27 e çıkmasına karşın 12 yıldızlı amblem aynen korumuştur. Bugün AB üyesi ülkelerinin 19 adedinin bayrağında haç işareti vardır. Tamamı Hristiyan olan AB ye 80 milyonluk Müslüman bir ülkeyi almayacaklarını bile bile girmeye çabalamamızın sonuç vermeyeceği son yıllarda iyice belirginleşmiştir. Gelmiş geçmiş iktidarca olmayana amin demeye devam ederek 60 yıl ha girdik ha giriyoruz şeklinde halkı oyalamak ise hiç yakışık olmamıştır.. 1915 yılında Çanakkale savaşı sırasında Ermeni tehcirini kışkırtan yine batılı ülkelerden İngiltere ve Fransa’dır. Sevr Anlaşması değil anlaşılamaması da bunlara ektir. 1919 yılında Sevr Anlaşması’nı imzalayan Osmanlı kalıntıları, damat Feritler, Ali Kemal’ler,  İslam teali cemiyetleri, savaştan kaçan müritleri, Kürt teali cemiyetleri kısacası, İngiliz işbirlikçisi ne varsa hepsi aynı saflarda yerlerini almışlardır. Kurtuluş savaşından muzaffer çıkan Mustafa Kemal’e dil uzatma bundandır. AB ye katılmayı istemenin yanlış olduğunu son zamanlarda içerisinde bulunduğumuz diplomatik yanlışlar teyit eder olmuştur. İslam ülkeleri birbiri ile anlaşamazken tarihte Arap’tan dost olmaz tespitlerimiz varken, bu ülkelerle ittifaka kalkmanın, Suriye ve Irak’ta bir bölgeyi ülke sorunları dururken kontrol halinde tutmanın da bir geleceği bulunmamaktadır.  Çare, Atatürk’ün çağdaş ilkelerinden ayrılmamak, kendi iç dinamiklerini geliştirerek Peygamber’i olmayan ve Buda’ya tapan putperest bir ülke olan ve  başına atom bombası atıldığı halde ekonomisini ve teknolojisini geliştiren bir Japonya’ya benzer olmayı başarabilmektir.