HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK - Yarımada Gazetesi

HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK

Prof. Dr. Kemal Kocabaş 27/04/2017 - 16:22:21

“İnsan olarak yaşayabilmek için hava, su gibi, doğal koşullar arasında eğitim, öğretim ve kültür de bulunacaktır…” Hasan-Ali YÜCEL

            Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Kent Konseyi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED)  Tekirdağ temsilciliği  ve diğer demokratik kitle örgütleri  20 Nisan 2017 günü Köy Enstitülerinin 77. Kuruluş yıldönümü etkinliğini Hasan-Ali Yücel’in anne tarafının yaşadığı yer  olan Tekirdağ-Dedecik köyünde kutlama kararı almışlar. Aldığımız davet  üzerine Prof. Dr. Ayfer Kocabaş, Doç. Dr. Güzel Yücel ile birlikte Tekirdağ’daydık. Yolculuk sırasında. “Neden Dedecik?” diye konuştuk. Güzel Yücel;  “Dedecik, Japonya açıklarında 16 Eylül 1890 tarihinde  batan  Ertuğrul Firkateyni Kaptanı Yarbay Ali Beyin doğduğu yer” dedi. Yarbay Ali Bey Hasan-Ali Yücel’in anne tarafından dedesi,  Yücel'in baba tarafı ise Giresun Göreleli. Dedecik köyü, Hasan-Ali Yücel’e 1940-1950’li yıllarda kendisine yapılan ırkçı saldırılara karşı yazdığı şiirde de görebiliyoruz. Yücel, “Geleyim anamgile /O taraf Tekirdağlı… Köyleri “Dedecik”tir./ Hepsi toprağa bağlı/Atası Mehmet Ağa/ Hem de çiftçi/ Çubuğu düzgün olan biriymiş/Oğlu fakat durmamış, okumak isteğiyle/İstanbul’u boylamış bu içten dileğiyle" dizeleriyle kendisine yönelik  içi boş saldırılara yanıt vermişti.

            Etkinlik sabahı kısa bir Tekirdağ turundaydık. Tekirdağ, Marmara Denizi kenarında şirin, hızla değişen  bir kent. Gezi sonrası belediye binasının arkasında  müze şeklini  alan  “Namık Kemal”  evinde     Namık Kemal’in 48 yıllık yaşam öyküsünü dinledik. Sonra arkadaşımız,  YKKED temsilcisi, ilköğretim müfettişi Sabri Işık öğretmenimizle birlikte  yağmur altında, yemyeşil Trakya ovalarını aşarak  Tekirdağ’dan 50 kilometre ötedeki  Dedecik köyüne  ulaştık. Dedecik köyüne Trakya’nın her  yanından arkadaşlarımız-dostlarımız gelmişti. YKKED-Lüleburgaz şube başkanımız Günsel Solak ve arkadaşları, Keşan temsilcimiz Feyzullah Aktan ve arkadaşları, Kepirtepe Köy Enstitüsü çıkışlı emekli öğretmenler, ADD, ÇYDD, Eğitim-İş, Eğitim-Sen’li arkadaşlarımız yağmura rağmen Dedecik köyündelerdi. 16 Nisan sonuçlarına rağmen hepsinin yüzünde aydınlığa, umuda dair kararlılık ve özgüven vardı.  Köyün meydanında bir kürsü hazırlanmış, Yarbay Ali Beyin ve Hasan-Ali Yücel’in yaşam öyküleri köy meydanında büyük plaketlere işlenmiş ve Dedecik köyü girişindeki caddeye Hasan-Ali Yücel caddesi adı verilmişti.  Tekirdağ  Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak,  Süleymanpaşa Belediye Başkanı M.Ekrem Eşkinat da Dedecik köyündelerdi. Yağmura rağmen yaklaşık 400 kişi köy meydanında, kurulan çadırların altında ve kahvelerin kenarında Köy Enstitüleri ve Hasan-Ali Yücel aydınlığını  izlemeye hazırdı.

            Sabri Işık Öğretmenin ve Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın etkinliğin amacının ve Köy Enstitülerinin önemini anlattıkları konuşmalarından sonra panele geçildi. Panelde ilk konuşmacı olarak  “Köy Enstitülerinin aşılamayan bir Cumhuriyet projesi olarak  ülkemiz insanlarının çok zor koşullarda, kendi insanına güvenerek, akıl ve bilimle buluşarak nasıl  yaratıcı-üretici olabileceklerinin bir destanı olduğunu,  belleklerimizde, yüreklerimizde hep iyiden,  güzelden, emekten yana aydınlık bir referans olduğunu ve bu nedenle   günümüzde yaşanan  çok ağır eğitim ve kültür sorunlarının çözümünde  çok önemli bir zenginlik, kazanım” olduğu gerçeğini belirttik.  Enstitülerin 77. Kuruluş yıldönümünün  bizlere  bıraktığı en temel algının "eğitim hakkı, ülke insanının başarabilme duygusunun, yeni bir okul yaratmanın, ulusaldan evrensele, kitapla, sanatla, iş ile, halk kültürü ile  yürüyebilmenin yolları" gerçeğini ifade ettik.  Enstitülerin bir düşünce devrimi, toplumsal bir değişim-dönüşüm tasarımı olduğunu, 1940’lı yıllarda köyün kendi çocuklarıyla  içten canlandırılması projesi  olduğunu söyleyerek enstitülerin   yüreklerden, belleklerden o nedenle hiç silinemediğini ve o nedenle  güncelliğini artırarak korumayı sürdürdüğünü ifade ettik. Köy Enstitülerinin  kuruluşunun 77. yılında eğitim sisteminin laik, demokratik, bilimsel kazanımlarını hızla kaybettiğini, eğitimin dinselleştirildiğini ve piyasalaştırıldığı gerçeğini de izleyicilerle paylaştık.

            Daha sonra söz alan Doç.Dr.Güzel Yücel, Yücel ailesinin  öz geçmişinin öyküsünü özetleyerek söze başladı. Dedesi Hasan-Ali Yücel ve babası Can Yücel'in  yaşamları üzerinden Köy Enstitülerini anlattı ve Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğinin öneminin altını çizdi. Sözlerini Can Yücel'in klasikleşmiş şiiri "Hayatta En Çok Ben Babamı sevdim"   şiiriyle tamamladı. Panelde son konuşmacı müzik eğitimcisi Prof. Dr. Ayfer Kocabaş idi. Ayfer Hoca, Hasan-Ali Yücel'in sanata bakışını, Köy Enstitülerindeki demokratik sanat eğitimini  anlatarak , sözlerini Hasan-Ali Yücel'in yazdığı okul müziği parçalarını ve Ziraat Marşını  izleyicilerle beraber  seslendirerek tamamladı. Etkinlik sonrası Tekirdağlı sanatçılar Rumeli türkülerinden oluşan bir mini konser vererek etkinliğe bir başka renk kattılar. Köy Enstitüleri bir imece hareketiydi. Dedecik köylüleri de bu imeceye bir sürprizle  katıldılar. Etkinlik sonrası köyün güzel insanlarının dışarıdan gelen konuklara sundukları yerel  ikram  olağanüstü bir güzellik ve dayanışma örneğiydi. Hep birlikte yenilen pastalar, sarmalar, börekler ve tatlılar etkinliğe başka bir dayanışma boyutu katmıştı. Konuklarla sarılarak, tekrar görüşmek dileğiyle  Dedecikten  çoğalarak, zenginleşerek ve umutla ayrıldık. Tekrar Tekirdağ'daydık ve bu kez arkeoloji müzesinde  Trak uygarlığına dair kalıtları keyifle izledik.

            İzmir'e dönüş başlamıştı. Dönüşte uçakta elimdeki  enstitülere dair notları bakıyordum. 1970'li yıllarda Can Yücel'in  babası Hasan-Ali Yücel için   "...Hasan Ali Yücel bir kent çocuğuydu. Tanıyanlar da bilirler, babam bir şehir çocuğuydu. Alaturka sever, şiir sever, insanlarla sohbet etmeyi, yani eski anlamıyla meclis-i ara bir insandı. Ama aynı zamanda, insan olma meselesini kendi halkının insan olma meselesini bütün olarak görecek kadar da geniş yürekli ve vicdanlı, bilinç sahibi bir insandı. Yani bir insanın kendi başına bir insan olamayacağını kadar bir hafsala genişliğine sahiptir…” değerlendirmesini yapmıştı.  Sabahattin Eyüboğlu ise  Yücel için "Bir kişinin atacağı dev adımlardan çok , binlerin atacağı insan adımlarıydı onun özlemi” ifadesiyle Yücel'i özetlerken Tonguç için  "İsmail Hakkı Tonguç batılı olduğu kadar yerliydi. Kafasında kurduğu yapının planı batılı, taşı-toprağı yerliydi. İzlediği eğitimciler Batılı, özlediği aydın insanlar yerliydi. Köy ve enstitü kelimelerinin yan yana gelmesi bundandır.” ifadelerini kullanıyordu. Yücel ve Tonguç , birlikte onurla, işle, emekle ve büyük bir tutkuyla  ürettikleri Köy Enstitüleri tasarımı ülkemizin evrensel dünyaya bir armağanı olarak hep onurla  yaşayacak.

            Tekirdağ'da  Köy Enstitüleri ve Hasan-Ali Yücel imecesine emek verenlere sevgiyle...