“Faşizm hep vardı” - Yarımada Gazetesi

“Faşizm hep vardı”

Erdil Ünsal 02/01/2018 - 08:20:00

Faşist ne demektir sorusuna, kısaca; yalnızca kendi düşüncesinin doğruluğuna inanan ve diğerlerini de kendisi gibi düşünmeye zorlayan kimsedir diyerek yanıt verilebilir D.Trump sonunda BM nin bütçesinden 285 milyon doları kesti. Bunun anlamı, BM nin gıda, giysi, yakacak yardım yaptığı ülkeler daha az yardım alacak, bir kısmı yardım bile alamayacak. İktidardaki parti nasıl, oy alamadığı il ve ilçelerin yol, su ve altyapı hizmeti götürmekten kaçındığı gibi. 1954 yılı seçimlerinde Demokrat Parti oy alamadığı Kırşehir’i ilçeye dönüştürdü. İşverenin işine gelmeyeni işten çıkarması da böyledir. Bazı işçiler işverene yalakalık yaparak menfaatlerin kollarlar. Bunlar dağıtılan mali olanaklardan hep daha fazla gelir sağlarlar. Partide liderin, şirkette sermaye sahibinin dediği olur. Demokrasi ve eşitlik varmış gibi yapılır. Egemenin sözünden çıkmamak hep olagelmiştir. BM de Trump kararına evet diyen başta Guatemala ve diğer 6 okyanus ada ülkesi bir zamanların Marshall yardımı benzer bir ekonomik yardım vaadinin etkisi altında kalarak egemen gücün kararını onayladılar. Onlar da zeytin ağaçlarını kesmek durumunda kalıp, Margarin yağını ve zeytin yağını ithal etme durumunda kalacakları kesin. Ruslar geliyor sloganı ile NATO ya da üye yapılabilinir. Evren faşizmi ve yaşanan 5 darbe ne kazandırdı kime yaradı? Kadına şiddet, işte torpil-adama iş, ayrımcılık, kadına az ücret faşizm içeren unsurlardır. İşveren iktidardaki partinin dümen suyundan gider, iktidara ters düşen adama yol verir. Parti’de lider sultası vardır aykırı ses çıkaranı partiden ihraç eder. Parlementer sistem, her zaman mecliste oy çoğunluğuna sahip iktidardaki partinin istediği kararlarların oylandığı meclistir. Muhalefetin önergelerinin dikkate alınmadığı bir kurul olduğunu hep gördük.

İtalya, İspanya faşizmin esiri olan ülkeler olmuştur. Bir Filipin diktatörü Marcos, Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi faşizmi ile bir Franko bir Mussolini faşizmi bir tutulamaz. Rönesans ve reform yaşamış bu iki Avrupa ülkelesi faşizm etkisine girmeden, altyapısı oturmuş eğitim seviyesi yüksek olan ülkelerdi. Bu bakımdan,Faşizm sonrası ortaya belirgin bir demokrasi ve adalet yapısı kolayca ortaya kondu. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde seçmenin çoğu mali ve ayni yardımların etkisinde kalarak egemen gücün oy pusulasına evet mührü basar.Tehdite açıktırlar. Faşizm korkusu iknacı olur. Faşist hareketlerin hemen hepsinde erkek egemenliği vardır. Onlara göre erkek olmak bir üstünlüktür. Kadın-erkek eşitliği kabul edilmemektedir.

Faşizm yanlılarının ortak özelliklerine baktığımızda onların ne kadar milliyetçi olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Milliyetçilikle ilgili sloganlara, kıyafetlere, milli marşlara ve benzeri unsurların üzerine fazla düşülür. Miliyetçi kişi arabasına büyük Türk bayrağı asarak miliyetçi sloganları atarak sokaklarda dolaşır, Ama,kebabçısının adı Dürümland veya Dönbürger dir.

Medyanın her türlü organını kontrol etme taraftarıdırlar. Çünkü düşüncelerine aykırı bir görüşten bahsedildiğini duymaya katlanamazlar. KHK nin onlara tanıdığı haktan faydalanarak HÖH adlı silahlı örgüt kurabilirler.

Eğitime ve sanata karşı olumsuz bir tutumları vardır. Çünkü kendini ifade etmeyi bilen ve yetiştiren insanların liberal sözlerini duymak istemezler.

Ülkedeki güvenlik güçlerinin insanlar üzerinde sınırsız yetki sahibi olması fikrini desteklerler.

Faşistler bireycilik ve liberalizm gibi ideolojilerden korkar ve korkularını farklı düşünceleri bastırarak ifade etmeye çalışırlar.

Benimsedikleri ideolojiyi başkalarına da aktarmak ve onların düşüncesine sahip insanlar yetiştirmek için eğitime istedikleri şekilde yön verirler.

Toplum içinde belirli kesimleri düşman ilan eder ve onlardan kurtulmak için her türlü yola başvurabilirler. Sansür ellerinin altındadır.

Faşizmin küçüğü büyüğü olmadığını hep var olduğunu zaman zaman iğneyi kendimize batırarak izleye gelmişizdir. Yolsuzluğa bulaşmadan eşitlik ve adalet dağıtan bir diktatörün şu ana kadar ortaya çıktığı görülmemiştir.

Erdil Ünsal