“Umarsızlığımız S.O.S veriyor” - Yarımada Gazetesi

“Umarsızlığımız S.O.S veriyor”

Erdil Ünsal 15/08/2017 - 09:09:04

İndirilen değil dayatılmak istenen bir din anlayışı ile dünya karşı karşıya. IŞID ve BOKO HARAM ın terör tırmanışının önlenemeyişi ve/veya önlenmek istenmeyişi, bütün dinlerde olayları iç içe geçirdi ve içinden çıkılamaz duruma getirdi. İnsan kendi yaşamına bile sahip değil artık. İslami terörizmin tırmanışına  teknolojideki gelişmeler fayda sağlarken, teknoloji üreten batılı ülkeler İslamofobinin yükselişini önlemekte aciz durumda. İnsanlar istemedikleri siyasi olaylara karşı mücadeleye girmemeleri ve son yıllarda yiyeceklerine konan katkı maddelerine karşı tepki göstermekte de birlik halinde olmadıklarını izlemekteyiz.
 
Bizde Kominizm tehlikesi geliyor tehlikesi atlatıldıktan sonra laik sistemde biraz ümid var gibi olmuştu. Sonraları, Seküler sol partiler amitoz mitoz bölünmelerle sen ben kavgasına düşerek, iktidar olmak için değil kendi içerisinde iktidar olma peşine gitmeleri bölünme getirdi. 94 yıldır Cumhuriyet kurulalı irili ufaklı partiler birbiri ile anlaşamadan ülkeyi parlemento çatısı altında parlemento işlevlerini popülist yaklaşımın ötesine taşıyamadılar. Yönetmelik ve yasalarda anlaşır mış görüntüsünü koruyarak halkı yönetmekte başarı sağlayamamaları sonunda oligarşiyi doğurmuştur. Sermayenin hiçbir zaman oligarşi ile sorunu olmamıştır. ABD, İslam ülkelerinde koalisyon parti liderleri ile tek tek görüşmek bize vakit kaybettiriri esas almıştır. Türkiye’ye ver “Ilımlı İslam” sloganını ve ülkeyi tek adam idaresine sok. Halkı eğitimsiz bırak biata, itaata zorla yeşil sermaye terakkümünü arttır. Demokrasi ile ne uğraşacaksın parlemento engel çıkaracak, karşına asker ve hukuk çıkacak bunları da atıl hale getir. 
 
Ortadoğu ülkeleri zaten mezhep kavgasına dünden hazır. Sunni Şhi savaşlarını başlat. S.Arabistan ile siyasi bir sorunun yok. Royal Family ne dersen”amin” diyor gerisini merak etme sen. S.Arabistan’a 300 milyar dolarlık silah sat Yemen diye bir milleti ortadan kaldırsın..
 
Bir zamanlar Komunizm geliyor dendi gençleri birbirine kırdırdılar. Kominizm isteyenlerin liderleri Rusya’ya değil Avrupa ülkelerine sığındılar. İslam ülkelerinden kaçanlar en zengin Arap ülkelerine mi sığınıyor.? Yok böyle bir şey onlar da yerdikleri tuu..kaka..dedikleri Avrupa ülkelerine sığınıyorlar. Şimdilerde de bir Şeriat heveslileri türedi.  Batı kulüpçülüğüne karşılar ama Saint Laurent parfüm sürüp, versage marka giysiler sırtlarından eksik olmuyor . 
 
Kominizm tehlikesi geliyor sloganı ile sağ-sol ayrımını yaşamış örgütlerde bulunmuş kişilerin tercihlerinde ülke meselelerinde sosyal sorumluluk duyarak elini taşın altına koyma bilincinde birbirlerine mail forward etme dışında bir aşama görülmüş değil. Sosyal demokratların etkinliklere katılımları sağ partilerce itaate zorlanan kesimlerden her zaman daha az seviyede olmuştur. Toplum çevre bilinci bazı entellektüel kesimler dışında yere çekirdek kabuğu, sigara izmariti, pet şişe atımında bir olumlu gelişme kaydedilmemiştir. Ensarcı hacı hoca muska yazması, pedofili çocuk tacizi, ensest ilişki hep vardı. Medyada taciz konuları günlük olaylarmış gibi verilmesi daha çok yer alır duyulur olmasının önüne geçecek adalet yürüyüşü dışında seküler(laik) STÖ lerden geniş çapta bir etkinlik girişimi başlatılmış değil.
 
Bu ülkeleri idare edenlerin yolsuzluklarında bir azalma, silah satışları ile yoksul ülkeler üzerinde aşırı para kazanmalarında da bir değişme olmadığını görüyoruz. Yolsuzluk yapan paraları yurtdışına kaçıran liderler bu paraları sağlıkları hızla bozulduğundan tedavide bile kullanmaya ömür vakitleri yetmiyenleri duyuyoruz. Sağlık sorunları sebebiyle üç öğün yiyemedikleri gibi kazandıklarını öldürülme korkuları sebebiyle zevk içinde harcıyamıyorlar. 
 
Boğa güreşi denilen seyircili vahşeti seyredenler Çin’de köpek eti yeniyor diye ortaya atılırken, dini bayramlarda kurban kesimini önlemek için kampanyalarda bir azalış değil bir artış söz konusudur. Lozan, Atatürkü anma etkinliklerina gidenlerin sayısı, Hamsi Festivaline katılanları geçti mi? Yerine göre değişen milliyetçilik anlayışımızda değişme oldu mu? Bayrağını arabasına bağlayarak aklına geldikçe sokaklarda milliyetçilik gösterisi yapanın işlettiği kebapçı dükkan adı “dürümland” değil de Türkçe bir ada dönüştü mü? 
 
Büyük kentlerimiz kentli olamamış.  Istanbul Ankara’dan sahil kentlerine göç eden trilyonlu villa sahibi elit kesim Belediye ve Mülki Amirliklerde yerel memur istihdamının çalışmalarına maddi ve manevi katkısı duyulmamıştır. Belediye encümenlerinde aktif görev almamaları sadece altyapı bozuklukları için belediyeye şikayete gitmeleri anlaşılır gibi değildir.
 
Umarsızlık, sadece siyasi ve sosyal sorumluluk almaya yatkın olmama adam sendeciliğimizde değil, gıdamıza konan katkı maddelerinde de tepkisiz kalmada kendini göstermektedir. Bu konuda gelen uyarı yazılarını maille forward etme dışında bir girişim olmamakta ve bu mailler de sen ben bizim oğlan dışındaki kitlelere ulaşmamaktadır.
 
Dünyayı doyurmak bahanesi ile genetiği bol kepçeden değiştirilmiş tarım. Kurtuluşu da yine sistemin kendisinden bekliyoruz. Sistem "Hay hay" diyor, bir illüzyon yaratıyor ve kendi karşıtlarını dahi bu illüzyonun içinde tutuyor. Almanya Solingen üniversitesi Pskyatri bölümünce 2009 da 21.Europe Pscy-*hatry Society için hazırlanan  bildirgede yoğurt ve süt mamüllerinde bayatlamayı geciktiren SOLİTİN kullanımı  şizofreni ve böbrek hastalıklarında arasında ilişkiler olması muhtemel olduğu belirtiliyor. Özellikle Paranoid şizofreni vakalarında kanda tricalciophospate bileşiklerinin normalden 16 kat yüksek olduğu belirtilmesine karşın bildirge nedense Kongrede sunum için kabul edilmediği bildirilmiştir. Ülkemizde 500 maddede katkı maddesi kullanılmaktadır. Bunun 200 adedi GDO ludur ve Tarım Bakanlığı GDO lu madde kullanan firmaları açıklamamaktadır. (Kyn. Kemal Özer-Sağlık Sendikası Gn.Bşk.)
 
“Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Bilgisizlik Kuvvettir.”gibi sloganlarla beyin yıkanan bir dünya pompalanmaktadır..Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, yapılan kötülüğe karşı mücadele etmeyenler yüzünden kötüleşiyor!