“Türk kökenli ülke dışpolitikası olmamak” - Yarımada Gazetesi

“Türk kökenli ülke dışpolitikası olmamak”

Erdil Ünsal 26/12/2017 - 08:21:24

ABD ve Rusya’ya karşın 675 bin kişilik Türk asker sayısı ile AB nin 2. büyük ordusuna sahip olarak Ortadoğu’da fiziki açıdan söz sahibi olmak ben de varım demek mutlaka büyük anlam taşır. Eğer, savaş için gereken benzinin,uçağın, cephanen dışa bağımlı değilse.
 
Batı medeniyeti denilince tabii ki, akla ABD ve AB gelmemeli, sağ duyu ve akılcılığın kastedildiği anlaşılmalı. Hep dışa bağımlı ol. AVM kur ama içi hep yabancı mağaza isimleri ile dolu olsun. Ülke kaynaklarını iç dinamiklerini, sanayiini milli hale getirmeden batılı ülke kalkınma modellerini enstrümanlarını ülkene ithal durumda olman, kendini dışa bağımlı olmaktan kurtaramıyorsun anlamına gelir. Hezarfen Ahmed Çelebi, 1609 yılında dünyaya gelmiş. Osmanlı Devleti topraklarında yaşamış olan, Müslüman bir Türk bilginidir. Hazerfen Çelebi, tek başına kanat takıp Galata Kulesinden Üsküdar’a uçmayı başarmıştır.
 
Nuri Demirağ ilk uçak fabrikasını kurmuş ancak, gelmiş geçmiş sağ iktidarlar emperyalizmin etkisinde kalarak “bağımsız Türkiye” hamasi söylemlerine kapılarak bilim ve yerli sanayii kurma açısından ülkemize taş üstüne taş koyamamıştır. Daha yeni uzaya uydu fırlatılmaya ve motoru Almanya’dan gelecek yerli araba imal etmeye kalkan bir Türkiye şimdi gündemdedir. 
 
Azarbaycan, KKTC, Suriye, Makedonya, Borsa Hersek ve Arnavut’luk gibi tarihi kökeni Türk olan ülkelerdeki kültür birikimini ne İmparatorluk kurmuş bir Osmanlı devleti, ne de Cumhuriyet kuranlar bu zengin Türk kökenli ülkelerdeki tarihi ve kültürel birikimlerini dış politikada kendine destek veren ülkeler durumuna getiremedi. Bu ülkelerdeki tarihi ve kültürel birikim, dış politikamıza diğer devletler nezdinde artı değerler kazandırmalıydı.
 
ABD ve Rusya bu ülkelere el atmadan zamanın iktidarı ABD oyununa gelerek sağ oyları kazanmak bakımından, Rusya tehlikesini öcü göstererek NATO’ya sığındı. Bu arada Türkiye, Azerbaycan’a “Türk dedik kardeş dedik ya” dışında kalıcı bir politika oluşturamadı. Azerbaycan hem stratejik açıdan, hem jeopolitik açıdan, hem yeraltı, hem yer üstü zenginlik açısından Kafkasya bölgesindeki en zengin devleti. Hala, büyük petrol rezervine sahip.
 
 1890’larda Nobel kardeşler Azerbaycan’da ilk petrolü bulduğunda, Türkiye kardeş ve dil birliği kültür beraberliği paydasını kuramadı. Zengin petrol kaynaklarının sevkinde işbirliğine ön ayak olamadı. Türkiye Azerbaycan’ın bağımsızlığını hemen tanıdı ve onu bağrına bastı ama, uluslararası ilişki politikasını ülke menfaatine uygun yürütecek bilgiyi” know how” ı sağlayacak sistemi kuramadı. 
 
1990 sonrası, Azerbaycan’dan konservatuarlarımıza üniversitelerimize iyi yetişmiş müzisyen, opera sanatçısı ve bilim adamı ithal etme durumunda kaldık. !974 yılı Kıbrıs harekatı KKTC de yaşayanların tepkisine neden oldu, KKTC ye hala dünyanın parasını akıtsanız da “siz buraya geldiniz, İngilizlerle aramız bozuldu” imajı olumlu bir hale dönüştürülemedi. Hala, Türkiye'nin adada işgalci olduğu söylemi sokaklara, pankartlara yansımakta. KKTC başkanı Akıncı “ne demek ana vatan yavru vatan biz ayrıyız” demesinin karşılığı verilemedi.
 
KKTC de kamu diplomasi mekanizmalarının güçlü şekilde işletilmesi gerekirdi. Annan Planı Rumlar tarafından reddedildiğinde, Türkiye Kıbrıs’ta çözüm olmamasının tek sorumlusunun Rum tarafı olduğu tezini ne AB başkentlerine ne de BM’ye yeterince duyuramadı. . 
 
(Kyn. Prof.Dr.Ata Atun)Murphy,”Smith Wesson her zaman kare As’tan büyüktür” dediği gibi.Altını olan kaideyi koymaktadır. Avrupa’nın 500 bin kişilik(şimdi 675 bin) ordusuyla 2. büyük askeri gücü olan ordumuz için eski Sovyet başkanı Brejnev,”bu kadar büyük bir orduyu bizim için besliyorsanız az, Arap ülkeleri için besliyorsanız da çok” dediği hatırlardadır. Türkiye’ye PKK belası varken Kandil dururken, belli fiili bir tecavüz olmadan birbirine faydası olmayan Ortadoğu ülkeleri karmaşasına Suriye’ye ve Irak’a girme istemini anlamak mümkün değil. Nasılsa senin güçlü bir ordun var. Bu Musul,Kerkük, Afrin ve İdlib’e girme işini her an yerine getirebilirsin. Bu tehlikelere ekonomik açıdan atılmadan; bunların yerine Azarbaycan,KKTC, Makedonya, Bosna Hersek ve Arnavut’luğa önem verecek bir kültür seferberliği girişiminde bulunulamaz mıydı? Arnavutluk ve Makedonya Batı Balkan ülkeleri arasında AB ye "aday ülke" statüsü almış ancak, katılım müzakerelerine henüz başlamamış iki ülke. 
 
Zincirin "son halkası" Bosna Hersek. Makedonya, Arnavutluk ve Bosna Hersek Müslümanlık anlayışı ile Ortadoğu ülkeleri Müslümanlık anlayışının bir tutulamayacağı ortada. Bosna Hersek. Makedonya, Arnavutluk medeni Avrupa devletleri arasında, mütedeyyin yani, mezhep kavgasına bulaşmamış bir Müslümanlık yaşamaktadır.Diğer, Suriye, Irak ve Körfez ülkeleri, Ortadoğu’da en kanlı İslam devletleri mezhep kavgası yapmaktadırlar. Bu üç devlet, Bosna Hersek. Makedonya ve Arnavutluk bağnaz bir Müslüman mezhep çatışması olmayan devlet statüsünde kaldıkları sürece AB ye üye olması olası en yüksek Müslüman ülkeler olacaktır.