Sevgili Hüseyin Anıl Hocam.. - Yarımada Gazetesi

Sevgili Hüseyin Anıl Hocam..

Kemal Özcan 24/02/2018 - 08:00:25

Öncelikle yazdığınız kitabı herkes gibi bende merakla bekliyorum. Biliyorum ki köşe yazılarınız gibi onu da bir solukta okuyacağız. Biliyorum ki siyasetin başucu kitabı olacak. Herkesin düşüncelerine tercüman olacak.
 
Parti içi demokrasinin, parti içi muhalefetin eşsiz örneklerini vereceğinizden eminim. Seni Yatağan Direnişinin en yakıcı anlarında tanıdım. Yatağan işçileriyle omuz omuza direnirken, aynı hedefe yürümenin, aynı kaderi paylaşmanın o dayanılmaz gururunu yaşadığını gördüm.Büyük Ankara yürüyüşümüzün engellendiği günün sabahında telefonda konuşurken kelimelerin boğazına düğümlendiği o ağlamaklı, titrek sesini asla unutmadım.
 
Hocam sizin gibi ömrünü CHP’ye adamış, eğitim emekçisi, gazeteci, yazar bir partiliye karşı amansız bir savaş açıldığını yakinen şahit olanlardan biriyim.Anlam veremediğim bir nefret duygusu..İşçi sınıfının ideolojisiyle donanmış, dik duruşundan ve düşüncelerinden ötürü bedeller ödemiş bir insan olmanız bütün bunların sebebi.Çünkü Can Yücel gibi göte göt diyorsunuz.Türkiye’de ilk defa oligark kavramını siyasi literatüre sizin sayenizde girdi.
 
Nedir oligark?Oligark, Rusya’da 1990’lı yıllardan sonra özelleştirmelerle zengin olan iş adamları için kullanılan sıfatmış.Servetinin kaynağı karanlık anlamında da kullanılıyormuş.Oligarşinin kelime anlamı, siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim biçimi demektir.Oligark kavramı oligarşi sözcüğünden türetilmiş Rusça bir terim.Azınlığın çoğunluğa tahakkümü demektir.Mesela dünyayı Amerikan oligarkları yönetir.Muğla’yı da CHP oligarkları.Onlar CHP’nin içine çöreklenmiş, kendilerini partinin ve tüzüğün üstünde görürler.
 
Halktan kopukturlar ve kendi kurdukları güneş sistemi içinde döner dururlar.Onların partiyi büyütme gibi bir dertleri de yok.Tek bildikleri parti içi muhalefeti tehditle, disiplinle susturmak,partiyi statü aracı olarak kullanmak, solcu, devrimci laflar etmek,seçimi kaybedince çobanın oyunu bahane etmek.Muğla CHP’ nin başındakiler sürekli siyasi kaos yaratmak için uğraşıyorlar.Partiyi iyi yönetemiyorlar, gerginlikten, krizden ve kaostan besleniyorlar.
 
Bu nedenledir ki parti en küçük birimde dahi Mitoz bölünmeler yaşıyor.İlçe kongreleri ‘disiplin soruşturması açarım’ tehdidi ile anti demokratik,ve despotik bir kafa yapısıyla divana, konuşmacıya deli danalar gibi saldıran bir anlayışın elinde oyuncak oldu ve oldu, bitti ye getirildi.
 
Oysa Türkiye’de solun başarılı olabilmesi için her şeyden önce eşitlikçi ve özgürlükçü olması gerekiyor.Muğla’da Kılıçdaroğlu’nu temsil eden zat ‘devrimci’ olduğunu söylüyor.Devrimciliği oy istemekten ibaret zannediyor.Yatağan’da kürsüye vura vura ‘asıl devrimcilik’ bu demişti.Asıl devrimciliği Osman Gürün’ün milyonluk makam arabasını savunarak yaptığını bilmiyor.
 
CHP’nin asıl sorunu nedir biliyor musunuz?Yerel teşkilatlarıdır.Yönetimlerinde işçi, köylü ve esnaf yok denecek kadar azdır.Genelde emekli bürokrat, patron, doktor, avukat ve müteahhitlerden oluşur.Hatırlarsanız bir ara adı müteahhit partisine çıkmıştı.CHP bugün iktidar olamıyorsa suçu halkta değil, kendi yönetimlerinde aramalıdır.Oligarklar için parti amaç değil bir araçtır.
 
İşte bunlar yüzünden CHP halka dokunmuyor, dokunamıyor.Empati yapan yok, insanların anlayacağı dilden konuşan yok, seçmenin seviyesine inen yok.Halkı ve insanı kazanma gibi bir dertleri de yok.Muğla siyaseti ceketi asma, astırma siyasetidir.Ceketin asıldı mı işlem tamamdır.Yoksa 12 milyon oy alan bir partinin üye sayısı 1 milyon 200 bin olmazdı.
 
CHP’nin aldığı oy kadar AKP’nin üyesi var.Bunun nedeni menfaatçi, yancı yerel yönetimlerin az olsun bizim olsun zihniyeti.Oligarların kendi ikballeri için yapamayacakları şey yoktur.En iyi bildikleri şey muhaliflerini şey susturmak,susmayan olursa onları ihraç istemiyle disipline sevk etmek.Evet Hüseyin Anıl Hocam da o susmayanlardan.Kral çıplak diyenlerden.
 
 Parti belki bende bir parsa kaparım, çoluğumu çocuğumu, eşimi dostumu belediyede işe sokarım, oraya buraya aday olurum beklentisiyle susan dilsiz şeytanlarla dolu.
 
Hüseyin Anıl’dan başka konuşanını gördünüz mü?Ben görmedim.CHP örgütünde ne görev verildiyse layıkıyla yapmış, Muğla CHP’sinin en eski partilisinden bahsediyorum.
Kirli bir kötülüğe karşı savaş açmış ihtiyar bir delikanlıdan bahsediyorum.Yüreği çatal yorgun bir savaşçıdan bahsediyorum.Ahmet Kaya bir şarkısında sanki ondan bahsetmiş..
 
Gençliğimi kimse bilmez..
Sakallarımdan çocuk kokusu,
ağzımdan ay ışığı fışkırır benim.. 
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri,
tehlikeli şiir okur,dünyaya sataşırım ben’
Ceketi yağmurlara asanlardan korkmayın.
Ceketini astıranlardan korkun.
Ceketini amaç görenlerin sırtı hep çıplaktır.
 
Yatağan kongresinde güç bela konuşturduklarında ben yanındaydım. Divan başkanı olan milletvekili sayın Akın Üstündağ ve İl başkanı Mürsel Alban arasında geçen restleşmeye şahit oldum. Divan başkanına elindeki parti tüzüğünü sallayarak tehditler savuruyordu.Hüseyin Anıl konuşmasında Kimseye sataşmadı, kelsin demedi, körsün demedi.Söylediği şuydu ‘Atatürk en olumsuz koşullarda bile kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdi’ dedi.Ve CHP’ de kadın adaylara pozitif ayrımcılık yapılması için tüzük değişikliği istedi.
 
Ne var bunda, kıyamet mi koptu?Maden İş başkanımız Murat Bekem konuştu, noldu kıyamet mi koptu?Başka hiçbir kongrede konuşturulmadı.Hatta kongre gündemlerinden konuşma maddesi çıkartıldı.Kongrelerini kendi partililerinden kaçıran bir anlayış iktidar olabilir mi? Öyle ki mesela Milas’ta bin 500 üyesi bulunan işçi sendika şubelerini kongrelerini davet etmeyecek, işçileri ilçe yönetimlerine sokmayacak kadar bir hırla kaçıran anlayış iktidar olabilir mi?
 
Sen, ben ,bizim oğlanlı kongre yapmak, tam bir kasaba politikasıdır.Kendi partilisinin kürsüye çıkıp konuşmasını tahammül edemeyecek kadar ceberutlar.Çünkü Hüseyin Anıl, onların ikballeri için bertaraf edilmesi gereken potansiyel bir tehlikedir.Patiyle, partiliyle, delegeyle buluşturulmaması gerekir.Parti içinde muhalefet olacağına, git kendini kanalizasyon çukuruna at daha iyi.
 
Acımasız bir saldırıya ve itibarsızlaştırmaya maruz kaldı.Hüseyin Hocam anlatmıştı.Bir partilinin düğün cemiyetinde sırıtan yüz moduyla herkesin elini sıkan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, kendisini fark edince hemen suratını asmış ve o masada oturanların hiç biriyle tokalaşmadan dönüp gitmiş.Hüseyin Anıl Hocaya hiç tahammülleri yok.Ben gitmedim ama o İl kongresinde yaşananları duyduğumda şok oldum.Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat konuşmasında Hüseyin Anıl’a saldırmış ve sataşmış.Birilerinin bindirilmiş holiganları tarafından da yuhalanınca,Hüseyin Anıl hocam cevap hakkı doğduğu gerekçesiyle yanına kadar gidip Erdal Aksünger’den söz istemiş.O ise hiddetle emredici, ezici bir ses tonuyla ve saygısızca,‘lütfen sahneden inin’ diyerek mikrofondan anons geçmiştir.
 
Tabi tribünlerdeki holiganların ‘at, at, at’, ‘yuuuhhhh’ eşliğinde oluyor bütün bunlar.Yazık, hem de çok yazık!Utanmadan, arlanmadan bir de demokrasiden, ifade özgürlüğünden filan bahseder bu zevat.Artık oligarklar kongrelere bindirilmiş kıtalarıyla birlikte gelir oldular.CHP ilçe başkanlarının kongreden önce mevcut il başkanını tekrar aday göstermelerine bende tepki göstermiştim.
 
Amaçları başka bir aday çıkmasını engellemek demiştim.İl kongresinin puslu havasını görünce iyi ki ikinci bir aday çıkmamış dedim.
 
Yoksa bu kadar holiganın olduğu bir yerde ancak yumruklar konuşur.Muğla CHP’de bütün mücadele adayların ndi arasında geçiyor
 
.Diğer partilerle ve partililerle bir alıp veremedikleri yok.Onlardan oy almak ve kendine özel bir seçmen kitlesi yaratmak için o kesime daha fazla ilgi alaka gösterirler ama onu da beceremezler.
 
Hüseyin Hocam gibi ömrünü, her şeyini bu partiye adamış birini iki defa tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk ederler.
 
Bildiğin, yaşadığın, gördüğün çok şey olduğuna inanıyorum.Yazdığın ve yazacağın her türlü yazının altına bakmadan imzamı atarım.
 
Şimdiye kadar hiç yalan, yanlış yazdığına şahit olmadım.Yazacaklarını şimdiden çok merak ediyorum.Muğla oligarklarının da en az benim kadar merak ettiklerini biliyorum.
 
Umarım kitap yayınlandıktan sonra istifa ederler ve bir daha hiçbir yere aday olmazlar.Hüseyin Anıl Hocam sen tehlikeli şiir okuyup, dünyaya sataşmaya devam et.Sol olmaya, umut olmaya devam et..
 
Biriktirdiğin her şeyi bizlerle paylaşmaya devam et ki,oligarklar senin o pamuk gibi, çocuksu çocuksu kokan, devrimci sakallarından korkmaya devam etsinler.
 
Eline, kalemine, yüreğine sağlık hocam.
 
Asla yalnız değilsin..
 
Asla yalnız yürümeyeceksin..
 
Hoş kal , İnançla ve Dirençle kal..
 
En önemlisi ‘SOL KAL’Hocam.