CHP’de neler oluyor? - Yarımada Gazetesi

CHP’de neler oluyor?

Nabide Kılınç 06/05/2017 - 10:39:03

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş ideolojisini hangi temel değerlerden almıştı? Siyaset, örgüt ülkede neler yapabilirdi? Hayli uzaklaşılmış tarih içinde çok şeyleri saklıyor ve gösteriyorsa, siyaset ülkenin yelpazesinde nerelerde kalındı? Uzun bir sosyolojik ve siyasal, - toplumsal inceleme gerektiriyor.

Bugüne gelelim. Cumhuriyet Halk Partisi insanların yaşam biçimiyle örtüşen veya özgürlüklerin, yeniliklerin, devrimlerin getirildiği ülkemizde bunların ileriye taşınması yönünde ne kadar misyon üstlendi hepsi de incelenecek gerçekler olarak karşımızda duruyor.

Bir de ülkenin kaderi ile yıl 1946 oynanmışsa ve çevrilmişse.

Daha dün günlerce yazıldı, çizildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nden beklentiler, istenilen, özlenenler dile getirildi. Pek çok kesim yazdı. Bilimsel düzeyde insanlar yazdı. Seslerini duyurmak için, CHP yi ülkeye açmak için. Genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yazdılar. Ancak hiç yanıt alamadılar. Ancak hiç CHP’ye katkı olacak paydalar için çalışma yapılmadı. Giderilmedi, dinlenmedi, onarılmadı.

Dünü anımsıyorum, Kemal Kılıçdaroğlu ilk geldiği anları. Halkta o dönemde nasıl bir izlenim oluşuyordu? İşte Baykal değişsin, o zaman CHP’ye oy veririz. Pekala verildi mi hayır? Pekala, Kemal Kılıçdaroğlu bunu doğru sürükleyebildi mi? Hayır. Bundan çok uzaklaşıldı.

İçimizde bir kıpırtı oluştu. CHP de olması gereken değişiklik idi. Ancak nasıl gelişti? Baykal kaset komplosu ile giderken, Kemal Bey nereden, nasıl insanların gözü önüne getirildi bunu kimse sorgulamadı, algılamadı.

CHP deki güç eğer gerçekçi anlaşılsaydı şunlar oluşurdu veya şunlar yol alırdı. CHP öyle güç olmalıydı ki, önceki liderine yani Baykal’a uygulanan kaset komplosu için kurumsal bir hareket veya hukuksal bir zemin başlatabilirdi. Oralı dahi olunmadı.

Kılıçdaroğlu’nun gelişinde izlenimim ne oldu? Geldi, var olan örgütler, var olan bir kurumsal siyaset, varlık vardı, geldi, bunun üstüne oturdu, genel başkan oldu.

Oysa ki nasıl bir rüzgâr, çizgi gelişmeliydi? Geldiği zamanlar örgütlerini yenileyen, silkeleyen, sarsan, değiştiren inançlı, güçlü, mücadeleci tavrı CHP ye kilitleyebilirdi. Dedik, güçlü örgütler, topluma güçlü hareketler salar.

O nedenle Genel Başkanlık yapacağınız, liderlik yapılacak yerde önce hiç sapmamak, kırmamak, siyasi kırılmalar yapmadan, stratejik hatalara geçit vermeden bir Genel Başkan veya lider kimlerle, hangi örgütlerle, hangi güç ve inançla, değişmez ilkeleriyle, vazgeçilmez değerleri ile orada CHP’yi ülkeye nasıl açılım sağlayacak, çığır açacak iddialı yapı oluşturması gerekiyordu.

Elbette yığınla ülkenin meseleleri var, elbette yığınla halkın içine itildiği o büyük bir süreç var tarihi zaman var, çok öncesine dayanan.

Elbette CHP’yi çoğaltacak, halkla buluşturacak, demokrasiyi açacak, filizlendirecek yüklü programlar, yüklü işler gerektiriyor iken. Her adımının gerek demokrasinin gelişmesi ve açılması, gerekse CHP’nin gelişmesi ve açılması ile doğru orantılı çalışmalar ve adımlar attı mı? Tedbirler aldı mı?

CHP dünün, bugünün, yarının ülkenin hangi zemininde, nasıl yerini alacak veya ülkenin içinde olduğu koşulların neresinde yer alacak? Ülkenin gidişinde ne kadar belirleyici bir güç olacaktı tüm bunların hesabı yapıldı mı? Kocaman hayır!!!

Balbay’ın bir sözünü, sloganını anımsıyorum. İkinci yüzyıla Cumhuriyet Halk Partisi ile girelim. Bu bir slogandı, bu bir iddiaydı. Ancak biliyordu ki, Balbay zemin bu kadar kolay değil, duru değil. Bu bir mesajdı. Bu tür hedefler ve yol çok önce çalışmaların ve çizilen programın, atılan her adımın içinden çıkıp gelmeliydi.

Şimdi Başkanlık sistemi içinde nerede yerini alacak bilmiyorum? CHP siyasal varlığı hayatın içinden kopacak mı? Güçlenecek mi?

İçindeki siyaset şudur? Üst ilişkilerden, koltuk sevdasından, adaylık merakından, başkanlık merakından, köşe başlarını kendileri ve makam sevdası için tutmaktan hiç vazgeçemedi. Gidermedi, taban ne diyor, duymadı.

CHP nasıl şekillendi? CHP kendisini şekillendirebiliyor mu? CHP üstün bir görev aşkı, üstün bir inanç, üstün bir çalışma, dava gerektiriyor iken.

Referandum sonrası derhal gözlerini ülkede çıkan zemine, tabloya çevirmek yerine, bunları ve doğru taşıyacak bir güç olarak kendisini belirlemeliydi.

Kemal bey çıktı. “Kapının önüne koyarım” dedi. Baykal “Cumhurbaşkanı Gül olabilir” sözü ile ardında gizli duygular söylerken, Kılıçdaroğlu izlediği o yöntemi var, CHP’nin değerlerinin güçlü oluşmadığı duygusu nedeniyle CHP’nin gerçek siyasetçilerini, emekçilerini, örgütçülerini geride bırakan anlayış, “kapının önüne koyarım” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu samimi bir insan olabilir. Mütevazıdır. Hoşgörülüdür. Çok çalışmıştır, bu gerçektir. İlk geldiği zaman bırakırım, demişti. Ancak o heyecanından ve sözünden dahi bir hayli uzaklaştı. Farklı bir tutum aldı.

CHP bu şekilde güç olmayacaktır. CHP bu şekilde liderlik taşımıyor. Taşımıyor ki, şu ana dek Lider ve CHP buluşmadığı içindir ki, örgütler de halkla buluşmadı. CHP lider ve örgütlerine kavuşmakta oldukça çok gecikti, geciktirildi. CHP içindeki kadrolarını sıkı sıkı örmelidir. Kucaklasın, samimi, gerçekçi olsun, inandırıcı olsun, hala ne bekliyor?

Çünkü içindeki fırsatçılık ve her birinin makam sevdası, CHP yi kendi emelleri için kullanmak ne yazıktır ki, CHP kendi içindeki ilişkiden ve duygudan dolayı bunların farkında olmadı.

CHP’nin dışarıya atacağı siyasetçileri, siyasetçisi Fikri Sağlar değildir. CHP’nin dışarı atacağı şey içindeki eskimiş, işbirliği hesabı yapan çıkarcı duygulardır. CHP olmazsa olmaz koşuldur ki, inançlarını ve ruhunu keskin ve kararlı, dava olarak ortaya koysun.

Kaç ömür, kaç kuşak geçecektir, CHP bayram sevinci ile yaşanmayacaktır. CHP siyasal varlığına saygı duyuyorum. O nedenle belirtmek gerek ki, CHP’nin içindeki teşkilatları, sevenleri CHP’nin muhalefetine değil, CHP’nin iktidar yollarının açılmasına katkı koysunlar.

CHP’li siyasetçiler kurultay ve kongre sürecine bulundukları ilin teşkilatlarından başlamak üzere, güçlendirmek, dava ve inanç koymak için yola çıksınlar.

Yorulduk!!! CHP hala yorulmadı mı? Kendisini yenilemek için hala ne duruyor? CHPyi lütfen uzaklaştırmayın.