Birbirine kinle yaklaşmak - Yarımada Gazetesi

Birbirine kinle yaklaşmak

Erdil Ünsal 27/09/2017 - 09:06:05

The World PEW Research Center kurumunu istatistiklerine göre,

A-DÜNYA’DA MÜSLÜMANLAR ARASINDA İslam adına terorizm yapıldığına inanalar: (Ek.Tablo)

-Çok inanan % 66

-Az lnanan % 18

-Asla diyen % 17

B-DÜNYA’DA GENEL DİNLER ARASINDA İNCELENDİĞİNDE:

-Çok inanan % 49

-Az lnanan % 39

-Asla diyen % 15

C-ABD de NÜSLÜMANLAR ARASINDA İNCELENDİĞİNDE:

-Çok inanan % 49

-Az lnanan % 23

-Asla diyen % 26

D-ABD de GENEL DİNLER ARASINDA İNCELENDİĞİNDE:

-Çok inanan % 43

-Az lnanan % 27

-Asla diyen % 29

The World Pew Research Center’in 39 İslam ülkesinde yaptığı araştırma istatistikleri, Sunni ve Şhi mezhepler arasındaki ayrımcılığı ortaya koymaktadır. Sunni ve Şhi lerin aynı dine sahip olmalarına karşın inançları farklılık göstermektedir.

-IRAK’ta, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 14, sunni olup ta Şhi ler de müslümandır diyenlerin oranı: % 82.

-LÜBNAN’da, sunni olup ta, Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 21, sunni olup ta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı: % 77.

-ÜRDÜN’de, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildire inananlar: % 43,

sunni olupta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı % 46.

-FİLİSTİN’de, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 40,sunni olup ta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı % 38.

-MISIR’da, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 53, sunni olup ta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı: % 42.

-TUNUS’da, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 41, sunni olup ta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı: % 54.

-FAS’ta, sunni olup ta Şhi ler müslüman değildir’e inananlar: % 50, sunni olup ta Şhi ler de müslüman diyenlerin oranı: % 39.

Burada, Irak ve Lübnan’da sunni olup ta Şhi lerin Müslüman olmasını içine sindirenler ağırlıktadır. % 82 ve % 77.  Şhi leri Müslüman değildir diyenlerin oranları oldukça azdır. Diğer Kuzey Afrika ülke Müslümanlarında bu ayrımcılık yarı yarıya görünmektedir. Yani, biz kardeşiz aynı dine inanıyoruz. Aramızda ayrımcılık yokturu kesin söyleyememektedirler.

-İslam ülkelerinin, %94 ü cennete, %87 si cehenneme inanmaktadır. Aradaki %7 lik cenneti tercih farkı, cennete gitmeyi düşlediklerinden olsa gerektir. Cennet dururken cehenneme niye gidilsin ki?

“İnşallahh..” kullanım oranları:

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde % 93,

Asya’da, % 80-91 arası,

Avrupa’da, % 57. Bu % 57 düşük oran, Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanların, işleri pek fazla “Allah’a” bırakmadıklarının göstergesi olsa gerek. Bu ve buna benzer İslam’i istatistiklerin baş göstergesi Sunni-Şhi ayrımcılığının, fikir ayrılıklarından ve/veya “Hz.Muhammed beni senden daha çok seviyor” açısından kendini üstün mezhep görmesinden geldiğini düşünebiliriz.

İslam’da bilim ve felsefede gelişme hemen hemen yoktur dense de, Abbasi Halifesi el-Mumin Bağdat’ta açılan Bayt-el Hikmet’te bilimde İslam’ın rolü incelemeleri, 500 yıl önce Avrupa’da İslami dayanışma kültüründeki gelişmelere büyük faydası olduğu ve litaritürde yer aldığı, Cum.Gaz.Bilm.ve Teknik Ek.-Doğan Kuban tarafından belirtilmektedir.Ancak, ne olduysa İbn-i Sina, İbn-i Haysem’den sonra İslam eğitim ve kültüründe duraklama olmuş ve felsefi ve bilimsel alanda inceleme yapılamamıştır. Bu gelişmelerin olmamasını gene dış güçlerin uyutma politikalarından mı, yoksa İslam’ın Irak, Mısır, Suriye ve Mali de olduğu gibi kendi iç dinamiklerini pek kullanamamalarından mı kaynaklanmış olduğu halen bilinmemektedir.

ABD nin karışmadığı iki olayı şöyle açıklayabilirim:

Birincisi, Sunni-Şhi çekişmesi, Hz. Maviye ile Hz. Ali taraftarları arasında 1232 yılında Siffin savaşına yol açmış ve tam 750 yıl sonra 1980-88 yılları arası sekiz yıl süren Irak-İran savaşında bir milyona yakın Sunni ve Şhi nüfus katledilmiştir. Ancak, 1498 yılında Amerika kıtası Kristof Colomb tarafından yeni keşfedildiği ve 1200 lü yıllarda ABD nin o sıralar Ortadoğu’da aktif olmasının mümkün olmadığıdır.

İkincisi de, 10 milyon nüfuslu Belçika sömürgesi olan 7 milyoluk Ruanda’da Tutsi lerle Hutu kabilelerini kapıştırmıştır. 1994 tarihli Ruanda iç savaşı’nda bir milyondan fazla insan ölmüştür. Bu cinayetin, sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi; her iki tarafın da “al birini vur ötekine” misali, kabahatli olmasını da beraberinde getirmiştir. Bu katliam bir soykırım olmasına karşın dünya kamu oyuna fazla aksettirilmemiştir. Eklenmesi gereken bir nokta ise, bu milyon küsur insan birbirlerini silahla vurmamış, Çin’den tanesi 10 cent’ten  ithal ettikleri, satırlarla birbirlerini kesmişlerdir. Bu bakımdan, ABD nin bu savaşa silah satma olanağı olmaması büyük bir kayıp olarak nitelendirilmiştir.