MUÇEP TOPLANTISI YAPILDI

Yarımada Gazetesi 07/07/2020 - 09:22:59 Bu haber 1279 kere okundu
MUÇEP TOPLANTISI YAPILDI

Muğla Çevre Platformu gönüllüleri, yerel gazeteciler, siyasetçiler 19. meclis toplantısının ilk gününde, Milas’ta, Güllük Dalyanı ve Limanı, Karacahisar ve İkizköy’de ekolojik tehdit altındaki yerel halkın sözcüleri ile bir araya geldi ve yeni mücadele planları geliştirmek üzere ortak tespitlerde bulundular. 

MUÇEP Meclisi,  Milas Meclisi ev sahipliğinde siyasetçiler ve yerel gazetecilerin katılımı ile sahayı dolaşarak, yerel halkla birlikte tehdit altındaki bölgelerdeki sorunları, birlikte değerlendirdi. İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay da MUÇEP gönüllülerine ve yerel halk temsilcileriyle yapılan görüşmelere katılarak, destek verdi. Tehdit altındaki alanlarda ekolojik tahribat yerinde incelendi, mücadele yöntemleri tartışıldı, görüş alışverişinde bulunuldu.

Muğla’nın çeşitli ilçe meclislerinden elli civarında katılımcı, ilk olarak Milas İlçe Merkezinde bir araya geldi, merhabalaşıldı, tanışmayanlar tanıştı, tanışlar sohbetlerini koyulttu. Ev sahibi olan MİLAS Meclis gönüllüleri, hep birlikte yapılacak olan gezi programını tüm katılımcılarla paylaştı.

Gezi programına göre ilk ziyaretlerin Güllük Körfezinde Liman ve Dalyan çevresine ve ardından Yeniköy Termik Santralinin ve maden sahalarının çevresindeki Karacahisar ve İkizköy’e yapılmak üzere yola çıkıldı.

“Güllük Körfezi kuşatma altında, yanlış politikalar canlı yaşamı yok ediyor”

İlk durak olan Güllük Körfezi’nde karşılayanlarla birlikte,  katılanların sayısı biraz daha çoğaldı. İlk sözü balıkçıları temsilen Y.Ö. (Yalçın Özkaya) aldı: “Balıkların üreme yeri olan Dalyan’da günden güne balıklar azalıyor.” diyerek, yükleme limanının kapasite artırımının yanlışlığına vurgu yaptı ve Liman revizyonu dışında, yeni liman projeleri ve yapılaşma tehditlerinin balıkçılığı nasıl öldürdüğünü anlattı. Kaptan M.D. (Mehmet Dönmez) ise “Feldspat madeni açık yükleme yapılması nedeni ile dibe çöküyor ve su derinliğinin azalmasına neden oluyor. Yükleme Limanı Revizyonunu da bundan dolayı gündeme getiriyorlar. Daha büyük gemilerin gelmesi Körfezdeki balıkçılığı da, tüm yaban yaşamını da olumsuz etkileyecektir” dedi.  Ayrıca Kıyıkışlacık’ta yapılması gündeme gelen yeni bir yükleme limanı ile 500 yatlık Marina’nın, Körfez’deki akıntı nedeniyle Körfez’de beslenen balıkları ile yaban hayvanlarını ve mesela Tuzla’ya göçen turnalar/flamingolar dahil tüm canlıları bölgeden kaçıracak ve körfezde yaşayan pek çok canlının varlığı tehlikeye düşecek” dedi. Mandalya Körfezi Platformundan C. Hanım da, “Körfez kirlendi. Balık kalmadı. Çevreyi gösteriyor ve “her yer beton oldu” diyor. Hemen herkes gidişattan kaygılı, çevreye verilen zararları, ekolojik tahribatı anlatıyor… MUÇEP adına Güngör Erçil ve Umay Karabaş ve Milas MUÇEP adına  Neşe Tuncer ise ; Liman Revizyonu ile ilgili hazırlanan ÇED raporlarının gerçekleri yansıtmadığını,   2017’nin başından bu yana ÇED süreci başlayan 54 projeden 47 tanesine ÇED raporu gerekli değildir kararı çıktığını; ÇED olumsuz raporu çıkan bir tane bile proje olmadığını söylediler ve hukukun da ayaklar altına alındığını söylediler.  Güllük Dalyanı ve Tuzla (Boğaziçi) gibi bölgelerin yani sulak alanların karada tuzlanmayı önleyen önemli yaşam yerleri olduğuna işaret ediliyor ve aynı zamanda   Güllük Körfezi’nin nesli tehlikede olan bazı kuş ve balık türleriyle korunması gereken alan olması gerekliliği üzerine de duruluyor. Serpil Kemalbay, yaşanan ekolojik tahribatlara dair dikkatle notlarını alıyor. Serpil Hanım da söz alıyor: “Bilmediğimiz şeyler değil, bu tahribatlar” diyor. Yurdun her yerinden hep birlikte ses verilmesi gerektiğine işaret ediyor  ama Güllük kadar, Edirnelilerin, Muğlalıların Hasankeyf için, Samsun ya da Sinopluların Mersin Akkuyu için ses vermesi gerektiğine de işaret ediyor…

 

Güllük Körfezinde mukim halkla birlikte, MUÇEP’li gönüllüler ve Serpil Kemalbay, MUÇEP Cennet Kalsın pankartı altında birlikte fotoğraf çektiriyorlar. Serpil Kemalbay, buradaki çevre yıkımının takipçisi olacağının sözünü veriyor ve grup hep birlikte Yeniköy Termik Santralinin ve madenlerin tahrip ettiği Karacahisar ve İkizköy mahallelerine yola koyuluyor.

 

“Santraller yaşamı yok ediyor, madenler ormanları ve yerleşimleri yutuyor…”

 

Akbelen, Sekköy, Karacahisar, İkizköy yolu üzerinde büyük linyit ocakları ormanın içinde açılmış, sürekli olarak ormanı ve yerleşim yerlerini yutan hayat yutan devasa kocaman çukurlar… Kanserli hücreler gibi, köyleri, ormanları yuttukça yutuyor.  Madenler yayıldıkça, birçok köy boşaltılmak ve taşınmak zorunda bırakılmış. Maden sahasına yakın köylerden biri, Karacahisar Köyü. Köy kahvesinde köyde ikamet edenler karşılıyor gelenleri; sandalyelere buyur ediliyor gelenler. Çay faslı ile birlikte sohbet başlıyor. Cazgır Kadir anlatıyor: “eskiden köyümüzün suyu da vardı, yeşili de, bağı bahçesi de… Şimdi hiçbir şeyden verim alamıyoruz.  Ne zeytinimiz, eski zeytin… Ne bostanımız eski bostan. Köyün üstüne zehir yağıyor” diyor. “Artık genç nüfus kaçıyor, eskiler dayanmaya çalışıyoruz işte” diyor. “Yoksullaştıkça yoksullaşıyoruz, bariz biçimde” diyor… Konu Bodrum’dan açılıyor. “Eskiden giderdim Bodruma… Ama şimdi içimden gelmiyor, zaten neyle gideceğim ki” diyor, “ayın 15’inden sonra cebimde çay içecek para kalmıyor zaten!” diye de ekliyor. “Başka bir yaşam var, oralarda… 83 milyon insan varsa Türkiye’de, 82 milyonu aç-bilaç ama 1 milyon bile tutmayan insan keyif çatıyor Bodrumlarda, İstanbullarda diyor”… Laf tekrar yoksullaşmaya geliyor… Kahvedekilerden söze karışıp yakınanlar artıyor. Serpil Kemalbay’a içten bir hoşgeldiniz sunup, “siz ne diyeceksiniz vekilim” diye soruyor, mahalleli…

Serpil Hanım, yoksulluğun katmerlenerek artan bu sömürü düzeninden kaynaklandığını ve HDP olarak bu sömürü düzenine son vermek için ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerini bir kez daha ilan ediyor. Gemi azıya almış bu sömürü düzeninin ancak halkla birlikte, topyekün bütün muhalefet olarak  dizginlenebileceğini… Bir avuç zengine bütün fırsatlar sunulurken, milyonların öldüresiye tüm sosyal-ekonomik haklarının elinden alındığını, öldüresiye çalıştırılan işçileri Sakarya’da patlayıcı fabrikasında ölen ve yaralanan yüzlerce işçi üzerinden örnekliyor… İkizköy’den maden sahasından köye girişlerin güvenlik elemanları tarafından engellendiği haberleri üzerine, İkizköye farklı bir yol üzerinden gidilmeye karar veriliyor.

İkizköy herşeye rağmen mücadeleye kararlı

İkizköy’lüler, MUÇEP’lileri daha yolda karşıladı. Topluca akmayan çeşme başındaki toplanma alanında sandalyeler çıkartıldı. Alan konuşmak, sohbet etmek için elbirliği ile yeniden düzenlendi. Başı, genci ve yaşlısı ile kadınlar çekiyordu. MUÇEP’lilerin “Muğla Cennet Kalsın” pankartını, köyün kadınları “Köyümüz Cennet Kalsın” pankartı ile karşıladı.

Köylerini boşaltmaları için çok zorlandıklarını anlattılar. Zehirlendikleri yetmezmiş gibi, şu sıcak yaz günlerinde günlerce susuzlukla cezalandırıldıklarını anlattılar.  Kaymakama, valiliğe varıncaya kadar herkese dertlerini anlatmaya çalıştıklarını ama hiç dikkate alınmadıklarından şikayet ettiler. Çaresiz bırakılmalarına öfkeli ama kararlıydılar. Zeytinliklerinin nasıl ellerinden alındığını, koca koca ağaçların nasıl kesildiğini, madenin köyü daha önce de yuttuğunu ve bir daha aynı oyuna gelmek istemediklerini kararlılıkla söylediler, kadınlar. Kadınlar, birbirlerinin ağzından sözleri aceleyle kaptılar ve hızla başlarına gelenleri anlattılar. Eski hayatlarını özlediklerini, köyü taşınmaya zorlamaya çalışanlara karşın, mücadeleye dişleriyle, tırnaklarıyla devam edeceklerini anlattılar. İkizköy Çevre Komitesi olarak, köylülerin görüşleri doğrultusunda hazırladıkları basın bildirisinde de maruz bırakıldıkları baskıları,  yollarının tamir edilmediğini, çöp toplanması gibi herhangi bir belediye hizmeti alamadıklarını, çünkü köylerinin artık gözden çıkarıldığını söylediler.  Ayrıca maden işletmesinin özellikle sabahları köyün içinden geçen dereye yağlı pislikler döktüğünü anlattılar. MUÇEP’liler ise, termik santralin ve maden ocaklarının kapatılana kadar mücadeleye devam kararlılığında olduklarını söylediler…  

Toplantıya katılan milletvekili  Serpil Kemalbay da, sorunları yerinde dinlediğini, özellikle İkizköylü kadınların yaklaşımından çok etkilendiğini ve gün içinde konuşulan tüm konuları peşpeşe TBMM’de soru önergeleri  olarak gündeme getireceğini söyledi. Köylüler, Kemalbay’ın ve MUÇEP’lilerin  destek ziyaretinden duydukları memnuniyeti, tüm samimiyetleriyle teşekkürlerini bildirerek paylaştılar.

Daha sonra yine köyün kıyısına yapılacak olan ve yüzlerce kızılçam ve zeytin ağacının kesilmesine yol açacak kırma ve taşıma bandının yerinde gören MUÇEP’liler,  maden sahasının içinden de geçerek  ormanın nasıl bir ölüm çukuruna dönüştüğünü fotoğraflayarak günü sonlandırdılar.

 

Yorum